Advert

Rasi Reşat yazdı:Yolsuzlukla Mücadele Masası çok güzel ama…

Rasi Reşat yazdı:Yolsuzlukla Mücadele Masası çok güzel ama…

Geçtiğimiz günlerde CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli ile, Ankara’dan gelen birkaç gazeteci dostumuzun da katıldığı bir kahvaltıda sohbet etme fırsatı bulduk.
Sohbetin önemli başlıklarından biri yolsuzlukla mücadeleydi. 
İncirli, CTP’nin parti içerisinde bir Yolsuzlukla Mücadele Masası oluşturduğunu anlattı. İktidara gelmeleri halinde ise uzun yıllardır etkisiz kalan Başbakanlık Denetleme Kurulu ile Maliye Teftiş Kurulu’nu son derece aktif şekilde çalıştırmayı hedeflediklerini ifade etti. Bu konuda haklılar çünkü anladığımız kadarıyla bu kurullar öyle çarkları yağlanmış makine çalışmıyorlar pek. Hatta sonuçlanan hiç dosya yok bile dendi. 
Dün bu konuyu 7’de 7 Dakika programımda ele aldım.
Programın ardından Adana’dan kardşeim dediğim bir dostum aradı ve bana farklı bir pencere açtı.
“Yolsuzlukla mücadele eğitimi,” dedi.
Bir anda beynimde ampuller yandı.
Çünkü düşündükçe hak verdim.
Yolsuzlukla mücadele elbette şarttır. Denetim gerekir. Soruşturma gerekir. Hesap sorulması gerekir. Kurumların çalışması gerekir. Ancak bunlar tek başına yeterli değildir.
Eğer bataklık yerinde duruyorsa, sineklere ilaç sıkmak sorunu çözmez.
Asıl mesele, yolsuzluğu üreten kültürle mücadele etmektir.
Bizim toplumumuzda ne yazık ki yolsuzluğun bazı türleri artık yolsuzluk olarak bile görülmüyor. Hatta zaman zaman “işini bilen adam olmak” ile eş anlamlı hale geliyor.
Yolsuzluk dediğimde sadece sahte diploma, sahte ehliyet, sahte sigorta işlemleri ya da ihale oyunları anlaşılmasın.
Normal şartlarda sırasını bekleyerek çözülecek bir işi torpil kullanarak öne almak da bir yolsuzluktur.
Bir tanıdık aracılığıyla hak etmediğiniz bir avantaj elde etmek de yolsuzluktur. Hak etmediğiniz bir işe alınmanız da bir yolsuzluktur. 
Kuralları herkes için değil de sadece başkaları için geçerli görmek de yolsuzluk kültürünün bir parçasıdır.
Sorun tam da burada başlıyor.
Çünkü toplumun önemli bir kesiminde “yapmayan enayi”, “fırsatı varken değerlendirmeyen aptal” anlayışı hala oldukça yaygın.
Bu zihniyet değişmeden, sadece denetim mekanizmalarını güçlendirerek kalıcı sonuç almak kolay değildir.
Bu nedenle belki de yolsuzlukla mücadeleyi yalnızca hukuk, polis ve müfettiş meselesi olarak görmekten vazgeçmeliyiz.
Okullarda çocuklara dürüstlüğün sadece ahlaki bir değer değil, toplumsal refahın da temel şartı olduğu anlatılmalı.
Kamuda etik eğitimleri yaygınlaştırılmalı. Toplumun geneline yaymalı. 
Medyada, sivil toplumda ve siyasette torpilin marifet değil ayıp olduğu fikri yerleştirilmeli.
Kısacası, yolsuzlukla mücadele masaları kurulsun.
Denetleme kurulları çalışsın.
Teftiş mekanizmaları görevini yapsın.
Bunların hepsi gereklidir.
Ama aynı zamanda yolsuzluğun beslendiği bataklığı da kurutmalı.
Çünkü gelecek nesillerin zihnine, yolsuzluğun akıllılık değil utanılması gereken bir davranış olduğu yerleşmezse, ne kadar mücadele edersek edelim bir süre sonra aynı sorunlarla yeniden karşılaşırız.
Yolsuzlukla mücadele etmek önemlidir. CTP’nin kurduğu masada, sadece yolsuzluk yapanları yakalayıp ifşa etmek, yargılanmasını sağlamak ise, “evet ama yetmez” derim. Ha eğer dediğim gibi yolsuzlukla mücadele eğitimi de düşünülmiş ve yolsuzluk yapmayı, yapılmasını talep etmeyi kültürel bir ayıp olmasını sağlayacak yolun taşlarını döşeyecekse avuçlarımı patlatırcasına alkışlarım.   
Çünkü yolsuzluğa ihtiyaç duymayan bir toplum inşa etmek yolsuzluk yapanları demir parmaklıklar arkasına tıkmaktan çok daha önemlidir.

gaziantep haberleri için doğru bilgiyi sunan haber sitesi kenthaber ile gaziantep haber alanında en doğru bilgiye ulaşın. gaziantep son dakika için bizi keşfedin. google