Mezecileri sevindirmeyin...

Arif KURT
Arif KURT

ARif Kurt

Mezecileri sevindirmeyin...
24-10-2018

‘Zarif’ bir hayatın ‘zalim’ birer temsilcisi oldular.

Yüreklerindeki merhamet, hayata tutunmaya çalışan kaya dibinde ısrarla yeşermeye çalışan ot gibiydi.

Vardı, yoktu sanki.

Ne dünya onlara nede onlar dünyaya sunuldukları gibiydiler.

Barış’ı savaşınca, uzlaşmayı anlaşamayınca daha iyi anladılar.

İş işten geçmiş, gemi demir almış ve yola çıkmıştı.

Geride kalanlar, bırakılanlar ileride önlerine çıkacak başlarına dert olacaktı oysa.

‘And’ meselesinde olduğu gibi.
Emeklilikte yaşa takılanlar gibi.
Kader mahkumlarına af meselesi gibi.

Daha da ötesi,

İttifakla göle çalınan mayanın ekşimeye başlamasını merakla bekleyenler gibi.

Oysa, ‘söz konusu vatansa gerisi teferruattır’ diyorlardı.

İç politikanın mezesi yapılan tartışmalar, global siyaset arenasında oynanan oyunların riskini görmemizi engellemeye çalışıyor.

Suriye meselesi, Irak Kerkük’teki etnik yapılanma, Kıbrıs meselesi, Soçi mutabakatının sekteye uğramadan ilerlemesi, Mumbuj operasyonu yani Fırat’ın doğusundaki terör unsurlarının temizlenmesi, ekonomik mücadele, FETÖ ile mücadele, PKK ile sınır ötesi mücadele meselesi daha dikkate değer görülmeli bence.

Toplumsal talep ve beklenti oluşsa bile, beka meselesinden daha evvel düşünülmemeli bazı konular.

İttifak savar tarafların dört gözle bekledikleri çatırdama süreci iç politika meseleleri yüzünden bugün bir yara aldı.

Terör yandaşlarının çıkan sonuca yaptıkları “İttifak infilak etti” yaklaşımı bile varılan neticenin kimleri mutlu ettiğini görmemiz için yeterli.

Zarif bir hayatın zalim temsilcilerini sevindirmeyelim.

Açıkcası AK Parti ile MHP arasında yaşanan uyuşmazlık meselelerinde, bazı konuları zamana bırakıp anlık ve telafisi zor cümleler kurmaktan kaçınılmasından yanayım.

Bugün Sayın Bahçeli ile Sayın Erdoğan’ın grup toplantısındaki konuşmalarını dinledim.

Sayın Bahçeli’yi öfkeli, Sayın Erdoğan’ı ise kararlı gördüm.

Önümüzdeki yerel seçimlerde ittifak görüşmeleri yapan bu iki partinin yol haritasını değiştirmeden gelecek seçimleri değil gelecek nesilleri düşünerek sorumluluk duygusuyla hareket etmesi gerektiği ifade etmek isterim.

Unutmamalıyız, muhalefet partileri kendi güçleri ile değil, gerek AK Parti gerekse de MHP’nin yapacağı hatalar üzerine iktidar inşa edecektir.

Toplumsal hafızada yeri olan, milletin ittifakına umut bağladığı ve sıkı sıkıya sarıldığı bu yapı, Yıkım dışında bir araya gelmezlerin bir araya gelmesi için ortam yaratmamalı.

Türkiye kazanacaksa biz kaybetmeye razıyız diyenleri ve söz konusu vatansa gerisi teferruattır söylemlerini tekrar edenleri, bir vatandaş ve bir seçmen olarak aklı selim düşünmeye ve gayretullahın zoruna gidecek hal ve davranışlardan uzak durmaya davet ediyorum.

“Daha karpuz kesecektik” diyen mezecilere fırsat vermeyin.

Batsa da çöksek, çöreklensek diye bekleyenleri sevindirmeyin.

Şair Hacı Gürhan’ın yazdığı 'Ben Anadolu’yum' şiirini sizlerle paylaşmak istiyorum. Okuyunca ne demek istediğimi ve neden bir ve beraber olmamız gerektiğini daha iyi anlayacaksınız.

Ben Anadolu’yum…

Bir yanımdan şafak sökerken bir baştan bir başa, 
Her gün selam veriyor güneş kurda kuşa.

Dört mevsim bir yaşarım, yok cihanda böyle eş, 
Akşam sefasından ufuklardan batıyor güneş.

İşte ben Anadolu’yum, yiğidim çatıktır kaşım, 
Bir babanın öz oğluyum, yedi kardaşım.

Yedi oğlum var biri Aras’tır, bir ucunda Serhat, 
Bir kızım var Dicle’dir, bir oğlum var Fırat,
İki ikizim var Seyhan, Ceyhan kıskançlık verirler yada, 
Her nesneye can verilir, yeşil Çukurova’da.

Bir oğlum var, uzun boyludur rengi kızıl ya, 
Bir kızım vardır, kaşları hilaldir adı Sakarya. 
İşte benim ben, ben Anadolu’yum.

Ben Türküm, Kürdüm, Zazayım, Lazım, Çerkezim, Dadaşım 
Dedik ya bir babanın öz oğluyum, yedi kardaşım.

Ben Karadeniz’de Lazım, Hazar denizinde Abazım 
Bir elimde kemençe bir elimde sazım
İşte benim ben, ben Anadolu’yum.

Ağrı Dağında güvercinim.
Bitlis’te Ahlat, Van’da Gevaşım 
Ben Bingöl dağların da çobanım, Muş ile kardaşım.

Hakkari’de Ahmed-i Hani Feqiye Teyrana kuşum.

Ben Cizre yollarında Mem-u Zin ile yoldaşım.

Batman da petrol, Diyarbakır ovasında pamuk, Melikahmet dükkanın da kumaşım.

Siirt’te Koçero, Mardin’de Süryani, Antep’te Şahin, Urfa’da Halil-ul Rahman sofrasında aşım.

Ben Erzincan’da Terzi Baba, Elazığ’da Gagoşum.

Ben Munzur’da alevi, Sıvas’ta kızılbaşım.

İşte benim ben, ben Anadolu’yum.
Ben Hatay da Arabım, Habib-i Neccara yandaşım,
Ben Malatya, Adıyaman, ben Maraş’ım.

Ben Kayseri, Kırşehir, Kırıkkale, eğilmez başım.
Ben Yozgat, Tokat, Ankara vatan duvarında taşım.

Adana, Antalya, İzmir, Bursa’dan hoşum.

Sakarya, İzmit, İstanbul aşkıylan sarhoşum.

Ege’de efe, Trakya’da Roman, Marmara’da Mamoşum
Ben Yurtta sulh Cihanda barışım.

Ben Kuranı Kerim in ışığında çağdaşım.

Ben Anadolu erenleri Mevlana, Yunus, Hacı Bektaşım.

Ey sevgili kendine gel, sen bensin ben sizim.

Çanakkale’de yatan binlerce kefensizim.

Beni benden ayırmak ne mümkün, Aynı bedenim, aynı kemiğim, aynı tırnağım, aynı dişim.

Ben anayım, ben babayım, ben dayı, yeğenim, ben eşim.

Ya Rabbi sana arzu-yu niyazım var ayırma beni haktan.

Ya rab koru beni düşmanlardan dış mihraklardan.

Otuz beş yıldır ne baharım var ne yazım, mevsimde kışım.

Ben üzgünüm, ben kırgınım, ben ağlayan gözlerde yaşım.

Ben GÜRHAN’ım, garip ozanım, bu topraklarda vatandaşım.

Kalın sağlıcakla...
ÖNCEKİ YAZILARI
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?