Ana içeriğe geç

Kalbi korumada üçlü yaklaşım: Dengeli beslenme, egzersiz ve düzenli takip

Kalp ve damar sağlığının korunması için işlenmiş gıdaların sınırlandırılması, kas kütlesini destekleyen egzersizlerin yapılması ve düzenli sağlık kontrollerinin aksatılmaması öneriliyor.

Kalbi korumada üçlü yaklaşım: Dengeli beslenme, egzersiz ve düzenli takip

İzmir Özel Sağlık Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Alkan Arpaçay, kalp ve damar hastalıklarından korunmak için beslenme düzeninin iyileştirilmesi, kas kütlesinin korunması ve düzenli egzersizin yaşam biçimine dönüştürülmesi gerektiğini belirtti. Arpaçay, özellikle hareketsiz yaşam, obezite, stres ve sağlıksız beslenmenin önemli risk unsurları arasında bulunduğunu ifade etti.

Teknolojik gelişmeler ve değişen günlük alışkanlıkların fiziksel hareketi azalttığını söyleyen Arpaçay, hazır ve paketli ürünlere erişimin kolaylaşmasının da beslenme tercihlerini etkilediğini kaydetti. Uzman, kalp sağlığı için doğal ve dengeli beslenmeye yönelmenin yanı sıra hareketin günlük yaşamın düzenli bir parçası haline getirilmesi gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Artık her yere arabayla gidiyoruz, asansör kullanıyoruz, alışverişimizi internetten yapıyoruz. Günlük hayatımızda hareket etmek için bile daha az nedenimiz var. Paketli ve işlenmiş gıdalara ulaşmak da son derece kolaylaştı. Oysa beslenme alışkanlıklarımız kalp ve damar sağlığımızı doğrudan etkiliyor. Hazır ve işlenmiş ürünlerin tüketimini azaltmalı, doğal ve dengeli beslenmeye yönelmeliyiz. Sağlıklı bir yaşam için hareketi de günlük rutinimizin vazgeçilmez bir parçası haline getirmeliyiz”

Kas gücü ve direnç egzersizleri önem taşıyor

Yaşın ilerlemesiyle birlikte kas kütlesini korumanın daha önemli hale geldiğini belirten Arpaçay, özellikle bacak kaslarının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Masa başı ve evden çalışma düzenlerinin hareketsizliği artırabildiğini ifade eden uzman, stres ile uyku düzensizliğinin de genel sağlık üzerinde olumsuz sonuçlara yol açabileceğini aktardı.

Kas kaybının yalnızca fiziksel kuvvette azalma anlamına gelmediğini, metabolik sağlığı da etkileyebildiğini dile getiren Arpaçay, yürüyüşün yanı sıra yaşa ve sağlık durumuna uygun direnç çalışmalarının programa eklenmesini önerdi. Ağırlık egzersizlerinin bu açıdan değer taşıdığını belirten Arpaçay, spor yaparken yalnızca tartıdaki sonuca odaklanılmaması gerektiğini kaydetti.

Arpaçay, kas kütlesi, yağ oranı, bel çevresi ve karın bölgesindeki yağlanmanın da değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şu açıklamayı yaptı:

“Kas kaybı yalnızca fiziksel güç kaybı anlamına gelmiyor. Kas kütlesinin azalması, metabolik sağlığı da olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle özellikle bacak kaslarını güçlendirmek gerekiyor. Yalnızca yürüyüş yapmakla yetinmemeli, kişinin yaşına ve sağlık durumuna uygun direnç egzersizlerini de programa dahil etmeliyiz. Ağırlık çalışmaları bu açıdan oldukça değerli. Spor yaparken sadece tartıdaki rakama odaklanmak da doğru değil. Kas kütlesi, yağ oranı, bel çevresi ve karın bölgesindeki yağlanma da değerlendirilmelidir. Önemli olan yalnızca kilo vermek değil, sağlıklı bir vücut kompozisyonuna sahip olmaktır.”

Düzenli fiziksel aktivitenin stresin hafiflemesine ve uyku kalitesinin yükselmesine katkıda bulunduğunu belirten Arpaçay, egzersizin vücudun doğal mutluluk ve iyi olma mekanizmalarını desteklediğini söyledi.

Beslenmede Akdeniz modeli öne çıkıyor

Kalp ve damar sağlığının korunmasında beslenme tercihlerinin belirleyici olduğunu ifade eden Arpaçay, Akdeniz tipi beslenmenin sağlıklı yaşam açısından örnek bir yaklaşım sunduğunu dile getirdi. Bu modelde sebze, meyve, tam tahıl, baklagil, zeytinyağı, balık ve çiğ kuruyemişlerin daha sık tüketilmesini önerdi.

Kırmızı et ile özellikle işlenmiş et ürünlerinin sınırlı miktarda tüketilmesi gerektiğini kaydeden Arpaçay, tek bir besini suçlamak ya da mucizevi bir ürün aramak yerine dengeli ve sürdürülebilir alışkanlıklar oluşturulmasının daha doğru olduğunu belirtti. Arpaçay, beslenmeye ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“Yumurta, kaliteli protein içeriğiyle beslenmede önemli bir yere sahip. Zeytinyağı da sağlıklı yağ kaynaklarından biri; ancak enerji içeriği nedeniyle ölçülü tüketilmeli. Ekmek tercihinde ise tam tahıllı ve lif oranı yüksek ürünlere yönelmekte fayda var. Lifli besinler kan şekerinin daha dengeli yükselmesine ve daha uzun süre tokluk hissedilmesine yardımcı oluyor. Önemli olan, beslenmede çeşitliliği sağlamak ve porsiyon kontrolünü unutmamak. Sağlıklı beslenme kısa süreli bir diyet değil, yaşam boyu sürdürülecek bir alışkanlık olmalı.”

Kontroller risklerin erken belirlenmesini sağlayabilir

Beslenme ve egzersizin yanında sağlık kontrollerinin de ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlatan Arpaçay, kalp ve damar hastalıklarının erken fark edilmesinin tedavi süreci bakımından önem taşıdığını belirtti. Özellikle 40 yaşından sonra kişisel risklerin değerlendirilmesini ve hekim tavsiyesi doğrultusunda düzenli muayenelerin sürdürülmesini önerdi.

Tansiyon, kan şekeri ve kolesterol değerlerinin izlenmesi; aile öyküsü ile kişisel risklerin de dikkate alınması gerektiğini söyleyen Arpaçay, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“Kalbimiz, yaşamımız boyunca hiç durmadan çalışan en önemli organımız. Buna rağmen çoğu zaman sağlığımızı ancak bir sorun ortaya çıktığında düşünüyoruz. Oysa düzenli kontroller, risk faktörlerinin erken belirlenmesine yardımcı oluyor. Tansiyon, kan şekeri ve kolesterol değerlerimizi takip etmeliyiz. Aile öykümüzü ve kişisel risklerimizi de göz önünde bulundurmalıyız. Aracımızın bakımını düzenli yaptırıyoruz; kendi sağlığımızı da aynı özenle korumalıyız. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve hekim kontrolü kalp sağlığımız için birlikte değerlendirilmesi gereken üç temel unsur.”

Haber kaynağı: AİGF

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın
Daha fazla yükle
gaziantep haberleri için doğru bilgiyi sunan haber sitesi kenthaber ile gaziantep haber alanında en doğru bilgiye ulaşın. gaziantep son dakika için bizi keşfedin. google