Türkiye’nin deprem gerçeği yeniden gündemde. Özellikle İstanbul ve Marmara Denizi çevresindeki aktif faylar, uzmanların dikkat çektiği başlıca bölgeler arasında yer alıyor.
Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, uzun süredir yaptığı değerlendirmelerde Marmara’daki fay sisteminin ciddi bir deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu ifade ediyor. Görür’e göre asıl mesele depremin hangi gün meydana geleceğini tahmin etmekten çok, kentlerin olası büyük bir sarsıntıya karşı dirençli hale getirilmesi.
İstanbul için risk devam ediyor
Görür, daha önceki açıklamalarında İstanbul’da büyük bir deprem beklendiğini belirtirken, bilimsel araştırmalar sonucunda risk oranlarına ilişkin değerlendirmelerin zaman içerisinde güncellendiğine dikkat çekti.
2026 yılında yaptığı değerlendirmelerde ise 1999 Marmara Depremi sonrasında yapılan çalışmalarda İstanbul’da 30 yıl içerisinde büyük deprem meydana gelme olasılığının yüzde 60’ın üzerinde hesaplandığını, daha sonraki bilimsel çalışmalarla bu oranın yaklaşık yüzde 48 seviyesine revize edildiğini aktardı. Buna rağmen Görür, riskin hâlâ yüksek olduğuna dikkat çekti.
“Depremin tarihini bilmek mümkün değil”
Görür’ün özellikle üzerinde durduğu konulardan biri de deprem için kesin tarih verilmesinin bilimsel olarak mümkün olmadığı.
Bu nedenle vatandaşların “Deprem ne zaman olacak?” sorusuna odaklanmak yerine, olası bir büyük depremin meydana getirebileceği zararları azaltacak hazırlıklara yönelmesi gerektiğini savunuyor.
Kumburgaz segmentine dikkat çekiyor
Görür, Marmara Denizi'ndeki fay sistemine ilişkin son değerlendirmelerinde özellikle Kumburgaz segmentine dikkat çekiyor. Bu bölümün hâlâ kırılmamış olması nedeniyle İstanbul açısından önemli bir risk oluşturduğunu belirtiyor.
Görür'e göre beklenen Marmara depremi 7'nin üzerinde bir büyüklüğe ulaşabilecek potansiyele sahip.
Çözüm: Depreme dirençli kentler
Prof. Dr. Görür’ün açıklamalarında öne çıkan temel mesaj ise depremi önlemekten ziyade depremin oluşturacağı yıkımı azaltmak.
Görür, Türkiye'nin çok geniş bir bölümünün aktif fay sistemleri üzerinde bulunduğuna dikkat çekerek, kentlerin yapı stoku, altyapısı, ekonomisi, çevresi ve yönetim sistemiyle birlikte depreme dirençli hale getirilmesi gerektiğini savunuyor.
Uzmanlardan ortak mesaj: Hazırlık şart
Marmara'da beklenen deprem konusunda farklı uzmanların büyüklük ve zamanlama konusunda farklı değerlendirmeleri bulunsa da, İstanbul'un deprem riskinin bulunduğu konusunda bilim dünyasında geniş bir uzlaşı bulunuyor.
Bu nedenle uzmanların ortaklaştığı temel nokta, depremi beklemek yerine yapıların ve kent altyapısının güçlendirilmesi ve vatandaşların afet hazırlıklarını tamamlaması.











Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir