Hakikate ulaşan insanların önemli bir bölümü, önceden belirlenmiş bir güzergah çizerek ve bilinçli biçimde yola çıkarak bu noktaya varmaz. Bu karşılaşma çoğu zaman insanın planlarından bağımsız şekilde, hayatın akışı ve nasip kavramı üzerinden gerçekleşir. Ancak hakikate yönelten bu süreç herkes için aynı kolaylıkta ilerlemez ve aynı deneyimlerle yaşanmaz.
Hakikat ve maddi dünyanın ötesi
Kimileri için hakikat diye bir gerçek bulunmaz; onlara göre var olan her şey, duyularla algılanabilen maddi dünyadan ibarettir. Bilim de uzun dönem boyunca gerçeği yalnızca ölçebildiği ve laboratuvar ortamında inceleyebildiği madde üzerinden aradı. Buna karşın kuantum fiziğinin derinliklerine ya da evrenin sınırsızlığına bakıldığında, madde olarak adlandırılan yapının gerisindeki büyük sır ve düzen insanı yeniden mistik bir şaşkınlığa taşır.
Einstein’ın da işaret ettiği üzere bilimle sanatın temelinde, bu mistik duygu ve hayranlık bulunur. Bu bakışa göre hakikat yalnızca elle tutulabilen nesnelerden oluşmaz; maddi görünümün arkasında saklı olan ve idraki açılan insanın sezebildiği büyük bir düzeni de kapsar.
Uyanışın kişiden kişiye değişen bedeli
Bu nedenle hakikatin yalnızca baştan itibaren zorlu hayat koşullarından geçen kişilere nasip olacağı düşüncesi eksik kalır. Hayatını “laylaylom” sürdüren ve olaylara yüzeysel yaklaşan insanlar da hakikatle karşılaşabilir. Ne var ki dışarıdan kaygısız ve sorunsuz görünen bu kişilerin yaşadığı süreç, çoğu zaman daha karmaşık ve trajik bir nitelik taşır.
Zihnin ve idrakin kapalı olması, insanın taşıyabileceği en ağır yaralardan biridir. Böyle bir kişi içinde bulunduğu durumu fark edemediği için değişim yönünde bir çaba da başlatamaz. Farkındalığı açık ve arayış içinde olan birine hayatın küçük bir işareti bile yeterli olabilir. Bu kişi, adeta bir “bisikletin çarpması” kadar hafif bir sarsıntıyla durup düşünür ve karşılaştığı mesajı kavrayabilir.
Ağır sarsıntıyla gelen farkındalık
Buna karşılık zihni uykuda olan ve hakikate kendisini kapatan insan, küçük uyarılarla harekete geçmez. Onu uyandırabilecek olayın çok daha güçlü olması gerekir. Bu durumda uyarı işlevi görecek sarsıntı, hafif bir temas yerine büyük ve ağır bir “kamyon” etkisi yaratır.
Sonuçta hayatı yüzeysel biçimde sürdüren ve zihnini hakikate kapatan kişilerin ödediği ya da ileride ödeyeceği bedel daha ağır olabilir. Hakikat uykusu ne kadar derinse, uyanışın faturası da o ölçüde yıkıcı ve çetin hale gelir. Hakikat herkese nasip olabilir; ancak uyanmak için geçilecek dolambaçlı ve enkazlarla dolu yol, zihni uzun süre uykuda kalanlar açısından çok daha büyük bir sarsıntı ve ağır bir sınav anlamına gelir.
İnsanın bu yolculuk sonunda hakikati bulup bulmadığı ise kesin bir cevapla açıklanamayabilir: Belki bulmuştur, belki bulacaktır ya da onu ertesi gün bulacaktır.
Haber kaynağı: AİGF












Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir