Advert

Gaziantep’te “Cep Televizyonları” Hayatı Yönetiyor, Nomofobi Derinleşiyor

Cep telefonları artık yalnızca bir iletişim aracı değil; cebimizde taşıdığımız, hiç kapanmayan birer “televizyon.” Bildirimler, akışlar, beğeniler ve “orada olma” baskısı modern insanı sürekli çevrim içi tutarken, görünürlükle var olma arasındaki sınır her geçen gün daha da silikleşiyor. Uzmanlar bu tabloyu nomofobi olarak tanımlıyor: Bu sadece telefonsuz kalma korkusu değil, bağlantıdan ve görünürlükten kopma kaygısı.

Gaziantep’te “Cep Televizyonları” Hayatı Yönetiyor, Nomofobi Derinleşiyor

Gaziantep’te özellikle gençler ve sosyal medyayı aktif kullananlar arasında bu durumun günlük yaşamı etkilediği gözleniyor. Toplu taşımadan kafelere, iş yerlerinden aile sohbetlerine kadar pek çok alanda “ekran açıkken güçlü, ekran kapandığında belirsiz” bir ruh hâli yaygınlaşıyor.

“Risk, Dijital Varlığın Yaşantının Önüne Geçmesi”

Nomofobinin şifrelerini sorduğumuz Doç. Dr. Arzu Kızbaz, cep telefonlarının “cep televizyonu”na dönüşmesiyle birlikte bireyin artık sadece izleyici değil, sürekli yayın yapan bir özne hâline geldiğine dikkat çekiyor.

Kızbaz’a göre temel risk, dijital dünyadaki varlığın gerçek yaşamın önüne geçmesi:

“Sorun ‘gerçek’ ile ‘sahte’ arasındaki klasik gerilim değil; gösterilenin gerçeğin yerine geçme tehlikesi. Artık ‘Ben kimim?’ değil, ‘Beni nasıl görüyorlar?’ sorusu baskın.”

Görünürlük Özgüven mi, Kırılganlık mı?

Nomofobiyi “görülmediğinde var olamama hâli” olarak tanımlayan Kızbaz, sürekli görünür olma ihtiyacının yüksek özgüvenin değil, onaysız kalmaya tahammül edemeyen bir benliğin göstergesi olduğunun altını çiziyor.

“Özgüveni olan birey görünürlük askıya alındığında da benliğini kaybetmez. Bugün ise çoğu insan ekran açıkken güçlü, ekran kapandığında belirsiz hissediyor.”

Gaziantep’te Gündelik Hayata Yansıyan Etkiler

Gaziantep’te yapılan gözlemler; özellikle akşam saatlerinde sosyal medya kullanımının artmasıyla birlikte yüz yüze iletişimin zayıfladığını, bireylerin yaşadıklarını yaşamaktan çok nasıl göründüklerini kontrol etmeye yöneldiğini gösteriyor. Uzmanlara göre bu durum, uzun vadede dikkat dağınıklığı, tatminsizlik ve yalnızlık hissini derinleştiriyor.

Çözüm: Tamamen Çıkmak Değil, Denge Kurmak

Peki bu dijital sarmaldan çıkmak şart mı? Kızbaz’a göre hayır:

“Mesele ‘orada olmak’ değil; orada kimin adına var olduğumuz. Kendi sınırlarını ve ritmini belirleyen birey için dijital alan bir vitrin değil, bir ifade zemini olabilir.”

Ekran Karardığında da Ayakta Kalabilmek

Gerçek stil ve kişisel imajın, ekran kapalıyken de varlığını sürdürebilmesi gerektiğini vurgulayan Kızbaz, bunun değerler, duruş ve bilinçli seçimler üzerine kurulu olduğunu söylüyor.

“Stil sadece görünüm değil; ne zaman geri çekileceğini bilmek, neyi paylaşmayacağını seçmek ve hangi baskılara direnç göstereceğine karar vermektir.”

Gaziantep’te de giderek hissedilen bu dijital baskı, uzmanlara göre daha görünür olmaya çalışmaktan ziyade, ekran kapandığında da kendisiyle yan yana durabilen bir benliği koruyabilmekle aşılabilir. Çünkü sahici varoluş, beğenilerde değil; ekran karardığında da süren tutarlılıkta gizli.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
gaziantep haberleri için doğru bilgiyi sunan haber sitesi kenthaber ile gaziantep haber alanında en doğru bilgiye ulaşın. gaziantep son dakika için bizi keşfedin. google