Duygusal farkındalığın önemi
Duyguların yönlendirdiği davranışları daha bilinçli hale getirebilmek için öncelikle duygu farkındalığı kazanılması gerektiği belirtiliyor. Kişi, hislerinin farkına vardığında kendi öz benliğini tanıma yolunda da ilerliyor.
Duyguları yönetebilmek için bireyin kendisine “Ben kimim?” ve “Hayatımın anlamı nedir?” sorularını yöneltmesi gerekiyor. Bu sorulara doyurucu yanıtların ancak değişim süreciyle bulunabileceği, kişinin tarafsız bir gözlemci gibi davranarak hislerini izlemesinin ise olaylara daha gerçekçi bakmasına yardımcı olacağı aktarılıyor.
Öz güven ve öz saygı ilişkisi
Hislerin tutarlı biçimde ifade edilmesi, onların hangi nedenlerle ortaya çıktığının anlaşılmasını sağlayabiliyor. Kendisine güvenen kişinin öz saygısının da yükseldiği, bunun sonucunda hoşnutluk duygusunun güçlendiği ve bireyin iyi şeyleri hak ettiğine inandığı ifade ediliyor.
Öz saygısı yüksek olan kişi, sevdiği insanlara saygı gösterirken kendisine yönelik olumlu hayranlık da geliştirebiliyor. Negatif düşüncelerin pozitif düşüncelere dönüşmesiyle kişinin kendisiyle barışması mümkün hale geliyor. Kendisine değer veren bireyin, çevresindeki insanlara da değer verip saygı gösterdiği belirtiliyor.
“Kendini bilen her şeyi bilendir. Ama her şeyi bildiğine inanan ama kendini bilmeyen insan hiçbir şeyi bilmeyendir.” yaklaşımı üzerinden, bilgeliğe ulaşmanın ilk adımının kişinin kendisini tanıması olduğu vurgulanıyor.
Duygudaşlık ve kişisel gelişim
Dünya Değişim Akademisinde uygulanan “Duyguları Aşma Sanatı” Değişim programının, bireylerin hislerini yönetmesine ve iletişim sırasında duygudaşlığın sağladığı zenginliği deneyimlemesine yardımcı olduğu aktarılıyor. Bu süreçte kişi, çevresindekilerin duygularına dikkat ederek onları daha iyi anlayabiliyor.
Aynı zamanda bireyin kendisine saygı göstermesi, hata yaptığında bunu fark edip kendisiyle yüzleşmesi ve aynı yanlışı tekrarlamamak için sorumluluk alması amaçlanıyor. Duygudaşlık kurabilen kişinin daha doğal davranabildiği, hem kendi duygularını hem de başkalarının hislerini fark edebildiği belirtiliyor.
Duyguları olumlu yönde kullanabilmek için akıl ve kalbin birlikte işletilmesi gerektiği, bu iki alanın denge içinde olmasının önemli olduğu ifade ediliyor.
Stresle başa çıkma
Yoğun duygular karşısında dengesini koruyabilen bireyin stresle daha kolay mücadele edebileceği ve baskı altında ezilmeyeceği belirtiliyor. Bunun için strese yol açan hislerin tanınması, fark edilmesi ve sağlığa zarar vermeyecek biçimde yönlendirilmesi gerekiyor.
Stres yönetimi becerisini geliştirmek isteyen kişinin, kendisini zorlayan duyguların kaynaklarını araştırması öneriliyor. Bu kaynakları ortadan kaldırabilmek için de duygu yönetimine yönelik stratejiler geliştirilmesi gerektiği aktarılıyor.
Duyguların bastırılmasının ilerleyen dönemde güçlü bir patlamaya ve baş edilmesi zor bir strese yol açabileceği ifade ediliyor. Bu nedenle çözümün hisleri bastırmak değil, onları dönüştürmek olduğu vurgulanıyor.
Duygular dönüştürüldüğünde olumsuz hislerin olumlu duygulara evrilebileceği, negatif duyguların insan performansını düşürdüğü, pozitif duyguların ise performansı artırdığı belirtiliyor.
Olumlu duyguların yaşama olumlu özellikler kattığı, olumsuz duyguların ise ters yönde etkide bulunduğu ifade ediliyor. Bu nedenle bireylerin duygularını değerlendirmesi, olumlu hislerini güçlendirmesi ve yaşamlarına bu doğrultuda yön vermesi gerektiği aktarılıyor.
Neval Kütük
Değişim Uzmanı
Dünya Değişim Akademisi
www.dunyadegisimakademisi.com.tr
[email protected]
Kaynak: batmansonsoz.net
Haber kaynağı: AİGF












Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir