Sosyal medya mecralarını acıyı çoğaltmak için değil, dayanışma için kullanalımSanlav, afet zamanlarında sosyal medyanın doğru ve sorumlu kullanım şekline de değinerek şu önerilerde bulundu:“Doğruluğundan yüzde yüz emin değilsek paylaşmayalım. Doğruluğundan yüzde yüz eminsek de iyice düşünelim, dinamikler sürekli değişken. Olumsuz bir durum paylaşacaksak çok düşünelim. Bu paylaşım afetzedeye ne katkısı olacak? Katkısı olmayacaksa paylaşmayalım ‘itfaiyeci yaklaşımı' uygulayalım. Nedir itfaiyeci yaklaşımı? Yangın çıkmış ortalık yanıyor, yangını mı söndürürsünüz? Alevlerin git gide büyüdüğü ortamda yangını bırakıp neden çıktı acaba diye kafa mı yorarsınız? Önce yangın söndürülür, sonra nedeni araştırılır.”Afetzedelerin travmasını arttırabilirDeprem görüntülerinin sosyal medya mecralarında düşünmeden paylaşılmasının da çok fazla handikabı olduğuna değinen Sanlav sözlerini şu şekilde tamamladı: “Deprem bölgesi ile ilgili enkaz görüntüleri, yıkılan binalar duygusal müziklerle birlikte paylaşılıyor. Bu tür paylaşımlar, hem afetzedenin travmasını arttırıyor hem afet alanından uzaktaki vatandaşların da ciddi derecede travmatize olmasına neden olabiliyor. Ayrıca afetzedenin kendilerini bir meta olarak düşünmesine, kendi acısının bir tıklanma, bir popülerlik malzemesi olarak kullanıldığını düşünmesine de neden olabiliyor. Bu yüzden afete dair duygusal müziklerle dramatik paylaşımlar yapılmamalı. Deprem bölgesinde bir kişi ile sosyal medya üzerinde iletişime geçildiğinde kaygıyla değil, belki teselli, belki sadece seni anlıyorum hissiyatını verecek şekilde konuşulmalı. Depremi ‘Allah'ın bir cezası' olduğu şeklinde yorumlayan kişilerin mesajları paylaşılmamalı. Çocuklar ekrandaki deprem dehşetinden uzaklaştırılırken, internet ortamına başıboş şekilde salınmamalı. Birbiri ardında gelen video önerilerinde ekranlardan çok daha travmatik görüntülerle karşılaşabilirler.”
Sosyal medya mecralarını acıyı çoğaltmak için değil, dayanışma için kullanalımSanlav, afet zamanlarında sosyal medyanın doğru ve sorumlu kullanım şekline de değinerek şu önerilerde bulundu:“Doğruluğundan yüzde yüz emin değilsek paylaşmayalım. Doğruluğundan yüzde yüz eminsek de iyice düşünelim, dinamikler sürekli değişken. Olumsuz bir durum paylaşacaksak çok düşünelim. Bu paylaşım afetzedeye ne katkısı olacak? Katkısı olmayacaksa paylaşmayalım ‘itfaiyeci yaklaşımı' uygulayalım. Nedir itfaiyeci yaklaşımı? Yangın çıkmış ortalık yanıyor, yangını mı söndürürsünüz? Alevlerin git gide büyüdüğü ortamda yangını bırakıp neden çıktı acaba diye kafa mı yorarsınız? Önce yangın söndürülür, sonra nedeni araştırılır.”Afetzedelerin travmasını arttırabilirDeprem görüntülerinin sosyal medya mecralarında düşünmeden paylaşılmasının da çok fazla handikabı olduğuna değinen Sanlav sözlerini şu şekilde tamamladı: “Deprem bölgesi ile ilgili enkaz görüntüleri, yıkılan binalar duygusal müziklerle birlikte paylaşılıyor. Bu tür paylaşımlar, hem afetzedenin travmasını arttırıyor hem afet alanından uzaktaki vatandaşların da ciddi derecede travmatize olmasına neden olabiliyor. Ayrıca afetzedenin kendilerini bir meta olarak düşünmesine, kendi acısının bir tıklanma, bir popülerlik malzemesi olarak kullanıldığını düşünmesine de neden olabiliyor. Bu yüzden afete dair duygusal müziklerle dramatik paylaşımlar yapılmamalı. Deprem bölgesinde bir kişi ile sosyal medya üzerinde iletişime geçildiğinde kaygıyla değil, belki teselli, belki sadece seni anlıyorum hissiyatını verecek şekilde konuşulmalı. Depremi ‘Allah'ın bir cezası' olduğu şeklinde yorumlayan kişilerin mesajları paylaşılmamalı. Çocuklar ekrandaki deprem dehşetinden uzaklaştırılırken, internet ortamına başıboş şekilde salınmamalı. Birbiri ardında gelen video önerilerinde ekranlardan çok daha travmatik görüntülerle karşılaşabilirler.”












Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir