Ancak mesele yalnızca “Sanayiciler neden para vermiyor?” sorusuyla açıklanabilecek kadar basit değil. Ekonomik krizden sanayicinin yaşadığı finansman sıkıntısına, ulusal bankaların sponsorluk politikalarından Gaziantep’in yıllardır futbol konusunda ortak bir vizyon ortaya koyamamasına kadar birçok başlık aynı sorunun parçaları olarak öne çıkıyor.
Gaziantep, yıllık 10 milyar doları aşan ihracatıyla Türkiye’nin en büyük üretim merkezlerinden biri.
Fakat ihracat rakamlarının büyüklüğü, şehirdeki şirketlerin kasasında aynı ölçüde nakit bulunduğu anlamına gelmiyor.
Son dönemde yüksek finansman maliyetleri, daralan iç ve dış talep, artan enerji ve işçilik giderleri ile işletme sermayesi ihtiyacı özellikle üretim ve ihracat yapan sanayiciyi ciddi şekilde zorluyor.
Dolayısıyla Gaziantep FK’nın sponsorluk sorununu tartışırken sanayicinin içinde bulunduğu ekonomik şartları görmezden gelmek haksızlık olur.

DAĞDEVİREN’İN ÇIKIŞI TARTIŞMAYI BAŞLATTI
Gaziantep FK Başkan Vekili Güney Dağdeviren’in sözleri aslında uzun süredir konuşulan ancak yüksek sesle dile getirilmeyen bir sorunu ortaya çıkardı.
Dağdeviren, “81 il olan ülkemizde sadece 18 Süper Lig takımı var ve en ‘büyük’ 6. kentiz. Her hafta uçuşan ihracat rekorları masalları ile uyanıyoruz, kapı kapı dolaşıyoruz, en az borçlu kulüp olarak kalmayı başarıyoruz ancak ana sponsorsuz, göğüs reklamsız lige başlıyoruz” diyerek dikkat çekici bir tablo ortaya koydu.
Peki gerçekten sorun nerede?
10 MİLYAR DOLAR İHRACAT VAR AMA SANAYİCİNİN DE İŞİ KOLAY DEĞİL
Gaziantep’in 10 milyar doları aşan ihracatı kuşkusuz büyük bir ekonomik güç göstergesi.
Ancak ihracat rakamları ile şirketlerin kârlılığı birbirine karıştırılmamalı.
Bugün birçok Gaziantepli sanayici yüksek faiz ve finansman maliyetleriyle mücadele ediyor. Artan üretim maliyetleri, ihracat pazarlarındaki rekabet, kur baskısı, enerji ve personel giderleri şirketlerin hareket alanını daraltıyor.
Birçok işletmenin önceliği yeni yatırım yapmak, üretimi devam ettirmek, istihdamı korumak ve finansman yükünü yönetmek haline gelmiş durumda.
Böyle bir ortamda milyonlarca liralık futbol sponsorluğu şirketler açısından geçmiş yıllara göre çok daha zor alınabilecek bir karar.
Bu nedenle bütün faturayı Gaziantep sanayicisine çıkarmak doğru olmaz.
Ancak bu gerçek, başka bir soruyu ortadan kaldırmıyor:
Türkiye’nin en büyük sanayi kentlerinden birinin Süper Lig takımının sürdürülebilir finansman modeli neden hâlâ birkaç yerel şirketin desteğine bağlı?

ULUSAL ŞİRKETLER VE BANKALAR NEREDE?
Meselenin belki de en dikkat çekici taraflarından biri burada ortaya çıkıyor.
Gaziantep Türkiye ekonomisine milyarlarca dolarlık ihracat sağlayan, çok sayıda ulusal banka ve büyük şirket açısından önemli bir ticari pazar.
Kentte sanayiciden esnafa kadar büyük bir ekonomik hacim bulunuyor.
Ancak spor sponsorluğu söz konusu olduğunda ulusal ölçekteki büyük şirketlerin ve özellikle bankaların ilgisinin ağırlıklı olarak İstanbul’un üç büyük kulübü ile marka değeri yüksek ve öncelikli görülen diğer kulüplerde yoğunlaştığı görülüyor.
Gaziantep’ten mevduat toplayan, Gaziantepli sanayiciye kredi veren ve bu şehrin ekonomik hareketliliğinden önemli ticari hacim elde eden ulusal bankaların Gaziantep FK gibi şehrin en büyük spor markalarından birine neden yeterince destek vermediği de sorgulanmalı.
Sponsorluk yükü neden sürekli Gaziantepli sanayicinin omuzlarında?
Gaziantep FK sadece yerel şirketlerin kapısını çalmak zorunda mı?

BURSA YAPIYORSA GAZİANTEP NEDEN YAPAMIYOR?
Bursaspor örneği bu tartışmayı daha da ilginç hale getiriyor.
Bursaspor, 2026-2027 sezonunda 1. Lig’de mücadele etmesine rağmen Matlı Grubu bünyesindeki Yörsan ile yıllık 70 milyon TL’lik forma göğüs sponsorluğu anlaşmasına ulaştı.
Uludağ İçecek’in forma sırt sponsorluğu için 40 milyon TL destek verdiği açıklandı. İyi Finans da farklı bir sponsorluk alanıyla kulübe destek sağlayan markalar arasında yer aldı.
Yani Bursa’da yerel ekonomik aktörler kulübün formasının farklı alanlarında buluşabiliyor.
Gaziantep FK ise Süper Lig’de olmasına rağmen ana sponsor ve göğüs reklamı olmadan sezona başladı. Arıkan Group ve Köksan Holding gibi Gaziantepli şirketlerin desteği ise önemli olmakla birlikte ortaya çıkan genel tabloyu değiştirmiyor.
Burada Bursa’yı Gaziantep’le yalnızca ekonomik büyüklük üzerinden karşılaştırmak da yeterli değil.
Asıl fark belki de şehir ile futbol kulübü arasında oluşturulan bağda.
ASIL EKSİK: FUTBOL VİZYONU MU?
Gaziantep’in üzerinde düşünmesi gereken esas meselelerden biri de bu.
Gaziantep sanayide bir vizyon ortaya koydu.
İhracatta ortaya koydu.
Gastronomide ortaya koydu.
Turizmde marka şehir olabilmek için önemli yatırımlar yaptı.
Peki futbolda Gaziantep’in uzun vadeli hedefi nedir?
Gaziantep FK beş yıl sonra nerede olacak?
On yıl sonra neyi hedefleyecek?
Avrupa kupaları mı?
Türkiye Kupası mı?
Güçlü bir altyapı sistemi mi?
Gaziantepli gençlerden oluşan bir futbol yapılanması mı?
Yoksa her sezon ligde kalmayı başarı sayan ve sezonu kurtarmaya çalışan bir model mi?
Şehrin iş insanından taraftarına kadar herkesi heyecanlandıracak ortak bir futbol hikâyesi ve hedefi ortaya konulamadığı sürece sponsorluk meselesinin yalnızca para toplayarak çözülmesi de kolay görünmüyor.
Çünkü iş dünyası yalnızca reklam alanı satın almaz; inanabileceği ve parçası olmak isteyeceği bir projeye yatırım yapmak ister.
KULÜP DE KENDİSİNE SORULAR SORMALI
Bu nedenle “Gaziantepli sanayici takımına sahip çıkmıyor” demek sorunun sadece bir tarafını görmek olur.
Kulübün de kendisine bazı sorular sorması gerekiyor.
Gaziantep FK’nın sponsorluk değeri şirketlere doğru anlatılabiliyor mu?
Firmalara klasik forma reklamının ötesinde ölçülebilir ticari faydalar sunulabiliyor mu?
Ulusal şirketlere yönelik profesyonel bir sponsorluk stratejisi yürütülüyor mu?
İstanbul merkezli büyük markaların ve bankaların kapıları yeterince zorlanıyor mu?
Gaziantep FK’nın Süper Lig’deki görünürlüğü ekonomik değere dönüştürülebiliyor mu?
Ve en önemlisi, şehrin tamamını heyecanlandıracak uzun vadeli bir futbol projesi ortaya konulabiliyor mu?
Bunların cevapları da en az sanayicinin neden sponsor olmadığı kadar önemli.
BU MESELE BİRKAÇ SANAYİCİNİN OMZUNA BIRAKILAMAZ
Köksan Holding, Arıkan Group ve kulübe destek veren diğer Gaziantepli şirketlerin ortaya koyduğu katkı değerli.
Ancak Gaziantep FK gibi Süper Lig’de mücadele eden bir kulübün geleceğinin sürekli aynı birkaç iş insanının fedakârlığına bağlanması sürdürülebilir değil.
Şehrin büyük şirketleri, bankalar, ulusal markalar, odalar, organize sanayi bölgesi, yerel yönetimler ve kulüp yönetiminin aynı masada buluşabileceği yeni bir modele ihtiyaç var.
Belki de Gaziantep’in ihtiyacı yeni bir sponsordan önce yeni bir futbol vizyonu.
SORUN PARA MI, SAHİPLENME Mİ, VİZYON MU?
Ortada garip bir tablo var.
Bir tarafta 10 milyar doları aşan ihracatıyla Türkiye’ye örnek gösterilen bir sanayi şehri…
Diğer tarafta Süper Lig’e ana sponsorsuz ve forma göğüs reklamsız başlayan şehrin takımı…
Ama bu çelişkinin bütün sorumluluğunu ekonomik krizin altında üretim ve istihdam mücadelesi veren Gaziantepli sanayicinin üzerine yüklemek kolaycılık olur.
Sorun çok daha geniş.
Ekonomik kriz var.
Sanayicinin finansman sıkıntısı var.
Ulusal şirketlerin ve bankaların Anadolu kulüplerine mesafeli yaklaşımı var.
Kulübün sponsorluk pazarlamasının sorgulanması gerekiyor.
Ve belki hepsinden önemlisi;
Gaziantep’in futbol konusunda ortak ve uzun vadeli bir vizyon eksikliği var.
Dolayısıyla artık “Kim neden sponsor olmadı?” tartışmasından daha büyük bir soruyu sormanın zamanı:
10 milyar dolarlık Gaziantep, Süper Lig’deki takımını ekonomik, kurumsal ve sportif açıdan nasıl bir marka haline getirecek?
Bu soruya şehir olarak ortak bir cevap bulunamadığı sürece Gaziantep FK’nın göğsündeki boşluk, aslında sadece bir reklam alanındaki boşluk olmayacak.
O boşluk, Gaziantep’in futbol vizyonundaki eksikliğin de fotoğrafı olmaya devam edecek.











Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir