Hititlerin stratejik kalesi…
Kadı Burhâneddin’in,
Danişmentlilerin,
Eretna Beyliği’nin başkenti,
Selçuklu Devleti’nin Dârü’l-A‘lâ’sı,
Osmanlı İmparatorluğu’nun eyalet merkezi,
Cumhuriyetin temellerinin atıldığı yerde;
Halk ozanı Âşık Veysel’in, şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu’nun, Gaziantep’in adeta istiklal marşı sayılan “Ben Şahin’im Antepliyim ağam, mavzer omzuma yük; ben yumruklarımla dövüşeceğim, yumruklarım memleket kadar büyük.” şiirinin yazarı Yavuz Bülent Bakiler’in memleketindeyim.
Ülkemizi düşman işgalinden kurtarmak amacıyla Sivas Kongresi’ni tertipleyenlerin gözünde “en emin belde” olan, Millî Mücadele’nin başkenti olarak anılan; Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi eserlerini bir arada bulunduran; Hz. Mevlânâ’nın da tedavi gördüğü Anadolu’nun el hamrası Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’na ev sahipliği yapan; dünyadaki en büyük Hitit tapınaklarından bazılarını barındıran; Hititlerle Mısırlıların Gaziantep’imizin Karkamış ilçesinde imzaladığı dünyanın ilk yazılı barış anlaşması olan ünlü Kadeş Barış Antlaşması’nın metne döküldüğü, bir savaşın barışa dönüştüğü önemli tarih ve kültür kentindeyim.
Vakti zamanında buraya Tanrı Şehri anlamına gelen Diaspolis denirken, bugün kullanılan Sivas isminin, Sebaste ya da eski Yunancadaki Sebasteia (Augustus Şehri) isminden geldiği, Pontus Kralı Polemon’un eşi Pitodoris tarafından verildiği ifade edilir.
Sebaste’nin zamanla Sivas’a dönüştüğü ileri sürülürken, bir diğer rivayete göre ise Sivas isminin Sipas’tan geldiği söylenir. Şehrin ilk kurulduğu dönemlerde, bugünkü merkezinin bulunduğu yerde büyük çınar ağaçlarının altında üç adet su gözesi (kaynağı) bulunduğu; bu gözelerden bir tanesinin Allah’a şükürü, ikincisinin ana ve babaya saygıyı, üçüncüsünün ise küçüklere sevgiyi temsil ettiği anlatılır. Bu bölgede yaşayan insanlar zamanla bu özelliklerini koruyamayınca üç gözenin de kuruduğu, şehrin isminin de “üç göze” anlamına gelen Sipas’tan kaynaklandığı ve zamanla bugün kullandığımız Sivas ismine dönüştüğü ileri sürülmektedir.
Ayrıca şehir; Sebaste, Sipas, Megalopolis, Kabira, Talaurs, Danişment İli, Eyalet-i Rum, Eyalet-i Sivas ve Sivas gibi farklı dönemlerde, hâkim olan devletler tarafından farklı isimlerle anılmıştır.
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâmesi’nde zamanın en önemli eyaletlerinden biri olarak değerlendirilen Sivas’a; Amasya, Çorum, Tokat ile kısmen Malatya ve Kayseri sancak olarak bağlıydı.
Tarihine baktığımda, yanlış bir şey yazmamak için ince eleyip sık dokuduğum Sivas’ın geçmişi ve bugünkü hâli, her yönüyle takdir edilecek bir içerik zenginliğine sahip.
Nuri Kolaylı’nın Genel Başkanlığını yaptığı ülkemizin en büyük meslek örgütü Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu’nun 31. Başkanlar Kurulu Toplantısı’nı, Sivas 4 Eylül Gazeteciler Cemiyeti Başkanımız Muhittin Karahan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirdik.
Türkiye’nin dört bir yanından gelen 9 federasyon ve 81 ilde örgütlü 73 cemiyet başkanımızın katılımıyla, şehit gazeteci İsmail Güneş adına düzenlenen 4. Basın Ödülleri Töreni’ne iştirak ettik. Yerel ve ulusal birçok gazeteciye ödüllerinin verilmesinin ardından Başkanlar Kurulu toplantımızı yaptık.
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini attığı Sivas’ta, Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu olarak tarihi bir çalışmaya start vererek Basın Meslek Yasası taslağını gündemimize aldık ve bunun için bir komisyon kurulmasına karar verdik.
Cumhuriyetin temellerinin atıldığı yerde, mesleğimizin geleceğine yön verecek bir yasal düzenlemenin konuşuluyor olması bana çok kıymetli geliyor.
Bu yüzden Sivas, benim gözümde hem tarih yazılan hem de tarihe not düşülen bir şehir.
Bu sektörümüz için çok önemli bir gelişme.
Bizler bir irade ortaya koyacağız ve olması gerekenleri yasa yapıcılara sunacağız.
Olur ya da olmaz…
Zamanı gelince bunu hep birlikte göreceğiz.
Sivas’ın tarihi ve önemli yerlerini gezme fırsatımız da oldu.
Şifaiye Medresesi, Gök Medrese, Atatürk ve Kongre Müzesi, Şehir Müzesi, Savaş Atları Müzesi, Kangal ilçesindeki Balıklı Kaplıca, Kangal Köpek Çiftliği, Sıcak Çermik Kaplıcası, şehir turu…
Dolu dolu bir Sivas programı oldu.
Kusursuzdu.
Bundan dolayı Sivas 4 Eylül Gazeteciler Cemiyeti Başkanımız Muhittin Karahan’a, kıymetli eşine ve ailesine, dernek üyesi çalışma arkadaşlarına, bizleri bir an olsun yalnız bırakmayan tüm dostlarımıza sonsuz teşekkür ediyorum.
Valisini, milletvekillerini, belediye başkanını, komutanlarını, emniyet teşkilatını, Sivas Ticaret ve Sanayi Odası Başkanını ve programa katkı sunan tüm paydaşları kutluyor; birlik, dirlik ve düzenlerinin daim olmasını diliyorum.
Açıkçası canlı ve heyecanlı bir Sivas ile karşılaşacağımı tahmin etmiyordum.
Serin havasında cıvıl cıvıl dolup taşan caddeleriyle Sivas; dinamizmin, ileriye doğru yürümenin, değerlerinden ödün vermeden yol almanın, devletine ve milletine sadakatle bağlı kalarak yükselmenin şehridir.
Sert havasına rağmen mert insanlarıyla koşmaya devam ediyor.
Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu ile ayrı bir hukukum ve dostluğum vardı.
Gaziantep’e her geldiğinde mutlaka oturur, sohbet eder, dertleşirdik.
Biz Sivas’ı zaten ondan dolayı severdik.
Âşık Veysel türküleriyle büyüdük.
Ya Yavuz Bülent Bakiler…
Biz onu hep hemşerimiz, adeta bir Gaziantepli olarak bildik.
Şiirlerini ezberleyip ülkemize ömrümüzü vakfettik.
Kafamı hangi yana çevirsem onları gördüm.
Ben Sivas’ta ay yıldızı bir gökte, bir de her yerde dalgalanan bayrakta gördüm.
Ben Sivas’ta kimin yüzüne baktıysam Muhsin Yazıcıoğlu’nu gördüm.
Ben Sivas’ta milletini ve devletini bilen, kıblesi değişmemiş insanlar gördüm.
Ben Sivas’ta onsuz olan değil, sonsuz olan bir Türkiye gördüm.
Her şeyinle, her daim var ol Sivas’ım…
