Şanlıurfa’da faaliyet gösteren geleneksel marangoz ustaları, seri üretimin yaygınlaşmasına karşın el işçiliğiyle ürün ortaya koymaya devam ediyor. Ustaların hazırladığı ürünler arasında ekmek ve doğrama tahtaları, oklavalar, süs eşyaları, tahta beşikler, işlemeli kapılar, çeyiz sandıkları ve aynalar bulunuyor.
Marangozlar, el yapımı ürünlere yönelik ilginin devam ettiğini ancak mesleği öğrenecek çırakların yetişmemesinin zanaatın geleceği açısından ciddi bir sorun olduğunu belirtiyor. Teknolojik gelişmeler ve fabrikalaşmanın geleneksel üretimi geri plana ittiğini söyleyen ustalar, zamanla mesleğin yok olmasından kaygı duyuyor.
“Çin, işi neredeyse insana ihtiyaç kalmayacak noktaya getirdi”
Çarşı ustalarından Bedih Karataş, uzun yıllardır aynı yerde çalıştığını ve dükkânlarda el işçiliğine dayalı üretimin sürdürüldüğünü belirtti. Karataş, teknolojiyle birlikte fabrikasyon ürünlerin arttığını ve işlerinin gün geçtikçe azaldığını şu sözlerle anlattı:
“1976 yılında bu çarşıya girdim. 56 yıldan fazla olduğu bu çarşıda çalışıyorum. Bu çarşının tarihi bir özelliği vardır. Burada eskiden beri hep el işi yapılıyor. El işi ile ürünler üretiyoruz. Burada gördüğünüz bütün ürünler kendi el işimdir. Bugüne kadar iyi gittik. Fakat bundan sonraki süreçte fabrikalaşma oldu. Teknoloji geliştikçe el işi geri planda kaldı. Çin, işi neredeyse artık insana ihtiyaç kalmayacak noktaya getirdi. Bundan dolayı ister istemez gün gün işlerimiz düşüyor. Biz kendi gücümüzle katlanabildiğimiz kadar katlanacağız, işimizi, gücümüz yettiğince sürdüreceğiz. Üretmeye devam ederek, gidebildiğimiz kadar gideceğiz” dedi.
Ustalardan Mehmet Aleş de atölyesinde ekmek tahtası, merdane ve el yapımı çerezlik tabaklar hazırladıklarını söyledi. Çırak yetişmesinin eskisine göre azaldığını belirten Aleş, el emeği ürünlerin yine de ilgi gördüğünü ifade etti:
“Ekmek tahtası, merdane, el yapımı çerezlik tabakları yapıyoruz. Şimdi eskisi gibi çırak yetişmiyor fakat el yapımı ürünler yine de rağbet görüyor, memnunuz, şükür ediyoruz” şeklinde konuştu.
Marangoz ustası Ahmet Demir ise mesleğin çalışma koşullarına rağmen kendileri için keyifli olduğunu dile getirdi. Demir, müşterilerin taleplerine göre kıyma tahtası, kürsü, ekmek tahtası ve çocuk beşikleri yaptıklarını belirtti:
“Eskisi gibi çırak yetişmiyor. Bu mesleğimiz tozlu, dumanlı fakat bizim için eğlenceli geçiyor. Kıyma tahtası, kürsü, ekmek tahtaları, çocuk beşiklerini zevkle yapıyoruz. Müşteri ne isterse biz onu yapıyoruz” diye konuştu.
Haber kaynağı: İhlas Haber Ajansı









Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir