Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdulkadir Ergün, iklim değişikliğinin doğal süreçlerin ötesinde insan faaliyetleriyle hız kazandığını belirterek, küresel sıcaklık artışlarının insan yaşamını tehdit eder boyuta ulaştığını ifade etti.
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdulkadir Ergün, iklim değişikliğinin geçmişten günümüze uzanan süreci, küresel ve ulusal ölçekte yaşanan sıcaklık artışları ile iklim değişikliğiyle mücadele konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu. İklim değişikliğinin yalnızca günümüzde yaşanan bir olgu olmadığını belirten Ergün, yer kürenin milyarlarca yıllık tarihinde doğal iklim değişimlerinin yaşandığını ancak günümüzdeki sürecin insan faaliyetleri nedeniyle farklı bir boyut kazandığını belirtti. Türkiye’nin iklim değişikliğinden en fazla etkilenen bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası’nda yer aldığına dikkat çeken Doç. Dr. Ergün, ülkenin orta enlemlerde en fazla ısınan bölgeler arasında bulunduğunu belirterek, 2000’li yıllardan itibaren küresel sıcaklık artışına paralel olarak Türkiye’de de yüksek hava sıcaklıklarının daha sık görülmeye başladığını ifade etti. "Son 10 yılın kaydedilen en sıcak 10 yıllık dönem oldu"
İklim değişikliğinin yalnızca günümüzde yaşanan bir olgu olmadığını belirten Doç. Dr. Ergün, "Yer kürenin 4 buçuk milyar yıllık tarihine baktığımızda iklim değişikliğinin geçmiş dönemlerde de yaşandığını söyleyebiliriz. Yaklaşık 2 milyon 580 bin yıl önce başlayan son buzul çağı 11 bin 700 yıl önce sona ermiş ve günümüzdeki iklim şartları oluşmaya başlamıştır. Ancak bu tamamen doğal bir değişimdir. İnsan kaynaklı, yani antropojenik faktörlerin devreye girmesiyle birlikte iklim değişikliği yeni bir boyut kazandı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve IPCC’nin ’Hükümetler Arası İklim Değişikliği’ tanımları da insan faaliyetlerinin iklim üzerindeki etkisini açıkça ortaya koyuyor. Özellikle Sanayi Devrimi’nden sonra bu etkinin belirgin şekilde arttığı kabul edilmektedir. 1850’li yıllardan bu yana tutulan meteorolojik kayıtlara göre son 10 yılın kaydedilen en sıcak 10 yıllık dönem oldu. Avrupa’da son yıllarda yaşanan aşırı sıcaklıkların ise bu değişimin en önemli göstergeleri arasında yer aldı" diye konuştu. "İklim değişikliği insan hayatını da etkiliyor"
Haziran 2026 verilerine dikkat çeken Doç. Dr. Ergün, "Copernicus İklim Değişikliği Servisi verilerine göre Avrupa genelinde Haziran 2026’da ortalama kara sıcaklığı 19,14 derece olarak gerçekleşti. Batı Avrupa’da ise Haziran 2025’te kırılan sıcaklık rekoru bir yıl sonra yeniden kırıldı. Avrupa’nın üzerinde adeta bir ısı kubbesi bulunuyor. Geçmişte 50 ya da 100 yılda bir görülebilecek ekstrem sıcaklıklar artık çok daha kısa aralıklarla yaşanıyor. Fransa ve İspanya’da orman yangınları meydana geldi. Avrupa’da yüksek sıcaklıklar nedeniyle binin üzerinde kişi hayatını kaybetti. Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus’un açıklamasına göre bu sayı bin 300’ün üzerine çıktı. Bu tablo, iklim değişikliğinin artık sadece ekosistem üzerinde değil, insan hayatı üzerinde de ciddi etkiler oluşturduğunu gösteriyor" şeklinde konuştu. "Yaşam alanlarımızı yeni iklim şartlarına göre planlamak zorundayız"
İklim değişikliğiyle mücadelede atılması gereken adımlardan da bahseden Doç. Dr. Ergün, "Türkiye’deki sıcaklık verilerine de değinen Doç. Dr. Ergün, "1991-2020 döneminde Türkiye’nin ortalama sıcaklığı 13,9 derece iken 2025 yılında bu değer 15,1 derece olarak gerçekleşti. Böylece 2025 yılı, 1971-2025 döneminin en sıcak beşinci yılı oldu. Temmuz 2025’te ise 26,9 derece ile ortalama sıcaklık rekoru kırıldı ve yaz mevsimi son 55 yılın en sıcak ikinci yazı olarak kayıtlara geçti. Ocak ve şubat aylarında sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşirken, mart ve nisan aylarında normallerin bir miktar altında seyretti. Ancak genel tablo, yüksek sıcaklıkların etkisini sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Bu yaz Avrupa’da somut şekilde gördüğümüz ve etkileri Türkiye’de de hissedilen sıcak hava dalgaları, iklim değişikliğinin ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor. Artık şehirlerimizi, üretim sistemlerimizi ve yaşam alanlarımızı yeni iklim şartlarına göre planlamak zorundayız. Aksi takdirde bugün yaşadığımız aşırı sıcaklıklar gelecekte çok daha sık görülen olaylar haline gelecektir" dedi.