Sektör temsilcileri tarafından yapılan açıklamada, yeme-içme işletmelerinin tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşadığı vurgulanırken, özellikle girdi ve çıktı KDV oranları arasındaki dengesizliğin işletmeleri çıkmaza sürüklediği ifade edildi.
KDV Farkı Ana Sermayeyi Eritiyor
Açıklamaya göre yeme-içme sektöründe faaliyet gösteren işletmeler, temel gıda ve hammaddeleri yüzde 1 KDV ile temin ederken, üretilen ve tüketiciye sunulan ürünleri yüzde 10 KDV ile satmak zorunda kalıyor. Aradaki yüzde 9’luk farkın kâr değil, doğrudan mali yük oluşturduğu belirtiliyor.
Bu durumun fiyatlara yansıtılması halinde tüketici alım gücünün düştüğü, satışların azaldığı ve sektörün enflasyon tartışmalarının odağına yerleştiği ifade ediliyor. Farkın fiyatlara yansıtılmaması durumunda ise işletmelerin her satışta zarar ettiği, borçluluk oranlarının arttığı ve birçok işletmenin kapanma noktasına geldiği vurgulanıyor.
“İki Seçenek Arasında Sıkıştık”
Sektör temsilcileri, mevcut tabloyu “ya satış yapamamak ya da zarar ederek ayakta kalmaya çalışmak” şeklinde özetlerken, milyonlarca kişiye istihdam sağlayan yeme-içme sektörünün bu koşullar altında sürdürülebilirliğinin mümkün olmadığını dile getirdi.
Tarım, yerli üretim ve tedarik zincirinin önemli bir parçası olan sektörün yaşadığı sorunların, yalnızca işletmeleri değil, istihdamı ve kayıtlı ekonomiyi de doğrudan etkilediğine dikkat çekildi.
Hükümete Net Çağrı
Yapılan açıklamada, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile hükümete çağrıda bulunularak, yeme-içme sektöründe uygulanan yüzde 1 girdi – yüzde 10 çıktı KDV sisteminin yeniden değerlendirilmesi istendi. Girdi ve çıktı KDV oranlarının eşitlenmesi ya da sektörün taşıyabileceği adil ve sürdürülebilir bir oran belirlenmesi talep edildi.
Sektör temsilcileri, gerekli düzenlemenin yapılmaması halinde küçük ve orta ölçekli işletmelerin hızla kapanacağı, istihdam kayıplarının artacağı ve kayıt dışı ekonominin büyüyeceği uyarısında bulundu.