Uzman Psikolog Mahmut Kayagan, yaşanan olayların ardından en büyük hatanın çocukları korku ikliminin içine çekmek olduğunu söyledi. Kayagan, travma sonrası stres bozukluğunun yalnızca olayı yaşayanlarda değil, olayları sürekli izleyen ve korku atmosferine maruz kalan çocuklarda da gelişebileceğine dikkat çekti.

“En Büyük Yanlış, Çocuklara Travmayı Yüklemek”
Kayagan, ailelerin çoğu zaman iyi niyetle hareket ettiğini ancak farkında olmadan çocuklara kaygı yüklediğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Çocuklarla birlikte sürekli haber izlemek, sosyal medyada olay videolarını takip etmek, olayın detaylarını çocukların yanında konuşmak onların psikolojisinde ciddi etkiler bırakabilir. Çocuk, dünyanın artık güvenli bir yer olmadığını düşünmeye başlar. Kendini sürekli tehdit altında hisseder.”
Özellikle Kahramanmaraş’taki olay sonrası sosyal medyada yayılan korku içeriklerinin çocuklar üzerinde görünenden çok daha büyük bir etki oluşturduğunu belirten Kayagan, çocukların yetişkinlerin kaygısını çok hızlı hissettiğini söyledi.
“Çocuğu Eve Kapatmak Koruma Değil”
Olay sonrası birçok ailenin çocuklarını okula göndermemeyi düşündüğünü ifade eden Kayagan, bunun kısa vadede rahatlatıcı görünse de uzun vadede zarar verebileceğini vurguladı.
“Çocuğu eve kapatmak onu korumak değildir. Tam tersine, çocuk her olayda geri çekilmeyi öğrenir. Okula gitmemeyi, sosyal hayattan uzaklaşmayı bir kaçış yöntemi haline getirebilir. Bu da ilerleyen yıllarda kaygı bozukluklarına zemin hazırlar.”
Kayagan’a göre çocukların güvenli şekilde günlük yaşamlarına devam etmesi, travmanın kalıcı hale gelmesini önleyen en önemli adımlardan biri.

Normalleşme Süreci Nasıl Olmalı?
Uzman Psikolog Kayagan, ailelerin çocuklarıyla kuracağı dilin büyük önem taşıdığını belirterek şu önerilerde bulundu: “Ben seni okul çıkışında alacağım, Öğretmenin burada, arkadaşların burada, Sen güvendesin.” diyerek güven verilmeli.
Bu tür cümlelerin çocuğa güven verdiğini söyleyen Kayagan, olayın ayrıntılarını anlatmak yerine güven hissini güçlendirmek gerektiğini ifade etti.
Sosyal Medya En Büyük Risklerden Biri
Kayagan, özellikle kısa video platformlarının çocuklar için ciddi risk oluşturduğunu da söyledi. Birkaç kez izlenen korku içeriklerinin algoritmalar nedeniyle sürekli karşılarına çıktığını belirten Kayagan, şu uyarıda bulundu:
“Çocukların çoğunun kendi telefonu yok ama anne-baba telefonunu kullanıyorlar. Yetişkinlerin izlediği içeriklere çocuklar da maruz kalıyor. Böylece korku, farkında olmadan çocuğun zihnine yerleşiyor.”

“Önce Aile Sakinleşmeli”
Kayagan’a göre çocukları rahatlatmanın ilk şartı ebeveynlerin kendi kaygılarını yönetebilmesi. Çünkü çocuklar en çok anne-babanın beden dilinden, ses tonundan ve davranışlarından etkileniyor.
“Önce biz travmamızı atlatacağız. Önce biz sakinleşeceğiz. Sonra çocuğa güven vereceğiz.” diyen Kayagan, ailelerin resmi açıklamaları dikkate alması ve söylentilerden uzak durması gerektiğini vurguladı.
Topluma Çağrı
Kahramanmaraş’ta yaşanan olay sonrası ortaya çıkan korku atmosferinin büyütülmemesi gerektiğini belirten Kayagan, çocukların arkadaşlarıyla vakit geçirmesi, okula gitmesi, oyun oynaması ve sosyal hayattan kopmaması gerektiğini söyledi.
“Çocukları korkuyla değil, güvenle büyütmek zorundayız. Sürekli tehdit anlatan değil, kendini korumayı öğreten aileler olmalıyız.” ifadelerini kullandı.
Uzmanlara göre çocukları korumanın yolu onları hayattan izole etmek değil; doğru bilgi vermek, güven hissi oluşturmak ve normal yaşam düzenini sürdürmekten geçiyor. Kahramanmaraş’taki olay sonrası oluşan toplumsal kaygının çocukların geleceğine dönüşmemesi için ailelere büyük görev düşüyor.