CHP Genel Başkanı Özel: "Ekonomi Eşgüdüm Konseyi ortak zemin olacak"

CHP Genel Başkanı Özel: "Ekonomi Eşgüdüm Konseyi ortak zemin olacak"

Cumhuriyet halk partisi genel başkanı özgür özel, cumhurbaşkanlığı aday ofisi (cao) yürütme kurulu toplantısı sonrası basın toplantısında konuştu. Cumhurbaşkanlığı aday ofisi’nde aldıkları kararları duyuracakları bir zemin aradıklarını ifade eden özel, "iktidar yürüyüşümüzü hem kamuoyuna aktaracakları hem de planlayacakları bir ortak zemine ihtiyaçları var. Bu zeminin adı ekonomi eşgüdüm konseyi olarak belirledik" dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "İktidar yürüyüşümüzü hem kamuoyuna aktaracakları hem de planlayacakları bir ortak zemine ihtiyaçları var. Bu zeminin adını Ekonomi Eşgüdüm Konseyi olarak belirlendi" dedi.


CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Yürütme Kurulu Toplantısı sonrası düzenlediği basın toplantısında konuştu. Özel, "Değerli basın mensupları, hepiniz Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisimize hoş geldiniz. İki gün önceki 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününüzü bir kez daha kutluyor, doğru ve tarafsız gazetecilik faaliyetlerinde her birinize başarılar diliyorum. Mesleğinizi en özgür şekilde ve en güzel yarınlarda icra edebilmenizi ümit ediyoruz hepimiz" dedi. Özel, şöyle devam etti:


"Bugün Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisimizde 2026 yılının ilk toplantısını gerçekleştirdik. Bu aday ofisinde zaten ikinci toplantımızdı ve ilk toplantıdan sonra sizlerle bir aradaydık. Bugün yaptığımız konsey toplantısındaki alınan ve resmileşen kararlardan bir tanesini sizinle şu şekilde paylaşmak isterim. Hem burada Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nde hem de MYK’da ekonomi alanında çok deneyimli isimlerle çalışıyoruz. Ve hepsi kendi alanında yaptıkları çalışmaları birlikte konuşmaya ihtiyaç duydukları, daha sonra da ülkede ve dünyadaki muhataplarımızla da kurullar halinde anlatacakları, tartışacakları ve iktidar yürüyüşümüzü hem kamuoyuna aktaracakları hem de planlayacakları bir ortak zemine ihtiyaçları var. Bu zeminin adı Ekonomi Eşgüdüm Konseyi olarak belirlendi. Konseyde Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisimizdeki Yürütme Kurulumuzdan Hazine ve Maliye Politikaları Kurulu Başkanımız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanımız, Ticaret Politika Kurulu Başkanımız, Sanayi ve Teknoloji Politika Kurulu Başkanımız, Kültür ve Turizm Politika Kurulu Başkanımız, Tarım ve Orman Politika Kurulu Başkanımız, Enerji ve Tabii Kaynaklar Politika Kurulu Başkanımız, Ulaştırma ve Altyapı Politika Kurulu Başkanımız, Merkez Yönetim Kurulu üyelerimizden Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız, İşveren Örgütleri, Meslek Birlikleri ve Sivil Toplum Kuruluşlarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız, İşçi-Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız ve partimizin Genel Sekreteri ve CAO Genel Koordinatörümüz görev aldılar. 11 üyeden ve iki koordinatörden oluşan bu Konsey sayesinde ekonomi birimlerimiz politikaların hazırlanması ve uygulanması konusunda çok daha verimli ve aktif bir çalışma süreci geçirecekler." "Dış politikayı şahsilik ve keyfiyete indirdiler"


Mustafa Kemal Atatürk’ün ve kurucu kadroların komşularıyla iyi ilişkiler kuran, ekonomik ve sosyal devrimlerle bölgesine ilham olan, dünyada saygı gören bir devleti kendilerine miras bıraktıklarını ifade eden Özel, "Sonrasında ise İsmet Paşa’nın liderliği ülkemizi İkinci Dünya Savaşı’nın yakıcı ortamından uzak tutmayı başardı. Cumhuriyet’in her döneminde bölgesinde örnek alınan, saygı duyulan bir ülke olarak öne çıkarken; Kıbrıs Barış Harekâtı gibi kararlarda yedi düvelin tehditlerine, ambargolarına, yaptırımlarına pabuç bırakmayacak kararlılık ve cesaret de gösterilebildi. Bugün de dünyanın içinden geçtiği bu zorlu süreçte dış politikamızı siyaset üstü bir anlayışla, ülkemizin ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda bir devlet ciddiyetiyle ele alma gerekliliği vardır. Ancak Adalet ve Kalkınma Partisi uzun zamandır bu ciddiyetten ve kurumsallıktan bilerek kopmuş, dış politikayı şahsiliğe, keyfiliğe ve karşılıklı ikili ve kişisel ilişkilere, pazarlıklara indirgemekten çekinmemiştir. Dış politikamız özellikle son dönemde Sayın Erdoğan’ın Sayın Trump ile kurduğu kişisel ilişkiler, menfaat ilişkileri, çıkar çatışmaları ya da birlikleri üzerine şekillendirilmeye çalışılmaktadır. Bu ilişki pratiği, Türkiye’nin menfaatlerini geri plana atmaktadır. Sayın Erdoğan’ın Trump ile Türkiye için değil, şahsi geleceği ya da kendi kadrolarının iktidarını devam ettirme ümidi üzerine kurmaya çalıştığı ilişki hepimizin malumudur ve ülkemiz için en büyük risk de budur" dedi. "Türkiye müzakere ve diplomasiden yana tutum almalıdır"


ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu askeri bir saldırıyla kaçırması, ardından komşu ülkelere yönelen tehdidi ve Grönland‘ı işgal etme planlarının küresel gerilimin artmasına neden olduğunu söyleyen Özel, sözlerine şöyle devam etti:


"Kural temelli küresel sistem sarsılmıştır, yıkılmak istenmektedir. Aynı zamanda İran’daki toplumsal hareketler, partimiz tarafından takip edilmekte, sivilleri hedef alan aşılı müdahaleler ve olası senaryolar üzerinde durulmaktadır. Söz konusu gelişmelerin Türkiye açısından sınır güvenliği, göç riski, sosyal ve kültürel gerilimlerin yayılması gibi sonuçları ve bölgesel istikrar üzerindeki muhtemel etkileri ele alınmaktadır. Böyle bir ortamda komşumuz Suriye’nin yeniden çatışmalı bir ortama sürüklenmesi ciddiyetle ele alınmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak Suriye’nin toprak bütünlüğü ve istikrarını savunuyoruz. 10 Mart mutabakatına uyulmasını önemsiyoruz. Tarafların çatışma olmaksızın masada anlaşmasını arzu ediyoruz. Suriye’de her inancın ve her kimliğin anayasal bir düzen içinde özgürce yaşayacağı bir demokratik sistemin kurulmasını zaruri görüyoruz. Ama geçen bir yılda maalesef bunun başarılamadığını gördük. Türkiye müzakereden ve diplomasiden yana tutum almalı, çatışmasız çözüm ve sivillerin korunması için inisiyatif almalıdır." "Emekliye verilen 20 bin lira harçlık düzeyinde kalmıştır"


Yüksek enflasyon ve düşük ücretlerle sonuçlanan yanlış ekonomi politikaları neticesinde Türkiye’nin Avrupa’nın en yoksul ülkesi haline geldiğini belirten Özel, bu düzenin en büyük mağdurlarının emekliler olduğunu ifade etti. Özel, şunlası söyledi:


"AK Parti’den önce en düşük emekli maaşının 1,5 asgari ücret olduğunu bir kez daha hatırlatmak, bugün hiçbirimizin memnun olmadığı 28 bin liralık asgari ücret üzerinden bile bugün AK Parti’nin önceki dönemindeki gibi maaş alabilse emekliler 42 bin lira emekli maaşı alacaklarını not etmek gerekiyor. Türkiye’nin dört bir yanındaki meydanları dolduran emekliler, AK Parti öncesi 8 çeyrek altın alan en düşük emekli maaşının, bugün 2 çeyrek altın düzeyine gerilediği ve aylık 6 çeyreklik kaybın ne demek olduğunu yaşayarak biliyorlar. İsyanları artık gözlerine yansımış durumda. Emeklilerin önce enflasyon farkıyla 18 bin 938 lira maaş alacakları ilan edildi. Buna itiraz ettik, tepki gösterdik. Meclis’te Meclis Grubumuz emekliler için kesintisiz nöbete başladı. Ardından bir kanun teklifi getireceklerini ve düzeltme yapacaklarını söylediler. Hep birlikte bu teklifin ne olacağını bekledik. Maalesef emeklilere bin 62 liralık bir düzeltme teklif ediyorlar. En düşük emekli maaşını 20 bin lira yapmayı öneriyorlar. Açlık sınırı 30 bin lirayken, 20 bin lira artık bir maaş değil, adeta emekliye verilen bir harçlık düzeyinde kalmıştır. Bugün resmi yoksulluk sınırı 98 bin liradır. Dört emekli bir araya gelse bir yoksul etmemektedir. Daha 2019 yılında bundan sadece altı yıl önce en düşük emekli maaşının ortalama emekli maaşının yarısı olduğunu hatırlatmak isteriz. Bugün ise ortalama emekli maaşı 23 bin liradır. En düşük emekli maaşı da 20 bin liradır. Yani bundan altı yıl önce ortalama maaşların 40 bin lira olduğu bir durumda ancak asgari ücret 20 bin lira olabilirdi. Bu durum bütün emekli maaşlarının nasıl en düşük emekli maaşına yakınsadığını gösteriyor. Bugün arkadaşlarımızın paylaştığı çarpıcı bilgi, sadece son altı ayda 1,2 milyon emeklinin daha en düşük emekli maaşı alanlar arasına katıldığını, altı ay önce 3,7 milyon olan en düşük emekli maaşı alan kişi sayısının 4,9 milyona ulaştığını ifade etmişlerdir. Bu korkunç bir rakamdır. Türkiye’de 5 milyon emekli en düşük emekli maaşı almaktadır. Türkiye’de en yoksul yüzde 10’luk kesimin gelirlerinin üçte ikisi emekli maaşı ve sosyal yardımlardan oluşmaktadır. Yanlış duymadınız. Türkiye’nin en yoksul yüzde 10’unun gelirinin yüzde 65’i emekli maaşı ve aldığı sosyal yardımlardır. Bu görülmemiş bir gelir adaletsizliğidir." "Emekliye nefes aldıracağız"


Emekli maaşlarının bir asgari ücret kadar olması için gereken kaynağın ilgili politika kurulu başkanları tarafından yapılan sunumda 650 milyar lira olarak belirlendiğini belirten Özel, "Bu geçtiğimiz hafta bin liralık zammın maliyeti söylendiğinde verilen rakamlarla da uyumludur. Bugün emeklilere bir asgari ücret, 28 bin lira versek elbette onları yoksulluktan kurtaramayacağız, açlık sınırının üzerine çıkaramayacağız ama bir nefes aldıracağız. Önemli bir adım atmış olacağız" dedi.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Üzgünüz ilginizi çekebilecek içerik bulunamadı...
ÇOK OKUNAN HABERLER
gaziantep haberleri için doğru bilgiyi sunan haber sitesi kenthaber ile gaziantep haber alanında en doğru bilgiye ulaşın. gaziantep son dakika için bizi keşfedin. google