Mersin’de geçen kış yaşanan sel felaketinin ardından doğal yaşam alanları zarar gören ördek, kaz ve çeşitli kuş türlerinin sayısında azalma yaşandığı belirtilirken, bölgede kuşların üreme ve hayatlarını sürdürebilmeleri amacıyla güvenli yuvalama ve barınma alanları oluşturulması gerektiği ifade edildi.
Kış döneminde yaşanan sel felaketinin ardından Mezitli ilçesindeki Babil Deresi’nin kenarındaki sazlık ve doğal örtünün büyük ölçüde ortadan kalktığı, bunun da başta ördek ve kazlar olmak üzere bölgede yaşayan ve göç yoluyla gelen çeşitli kuş türlerinin yuvalama imkanlarını olumsuz etkilediği kaydedildi. Bölgede yeşilbaş, suna, Pekin ve Kanada ördekleri ile kazların yanı sıra, çeşitli nedenlerle göçünü tamamlayamayan ibisler ve halk arasında ’Mısır martısı’ olarak bilinen kuşların da yaşamını sürdürdüğü belirtildi. Dere kenarında yaşayan ördek, kaz ve göçmen kuşların yaşam alanlarının geçen kış yaşanan sel felaketinde zarar gördüğünü belirten mahalle sakinleri, bölgede kuşlar için güvenli yuvalama alanları oluşturulmasını istedi.
Mahalle sakinleri, geçtiğimiz kış etkili olan yoğun yağışların ardından meydana gelen sel felaketinde dere kenarında kuşların barınma ve yuvalama alanlarının büyük ölçüde yok olduğunu ifade etti. Sel sonrası dere yatağında yalnızca beton duvarların kaldığını dile getiren vatandaşlar, yaşam alanı bulamayan kuşların yumurtalarının kırıldığını ya da çalındığını, bu nedenle popülasyonun her geçen gün azaldığını savundu.
Mahalle sakinlerinden Ali Öztürk, sel öncesinde bölgede yaklaşık sayıları 250’yi bulan ördek ve kazların yaşadığını, arada flamingo, balıkçılgiller ve sakarmekelerin de bölgeye uğradığını söyledi. Sel felaketiyle birlikte kuşların doğal yaşam alanlarının tamamen ortadan kalktığını belirten Öztürk, "Biliyorsunuz burada büyük bir sel felaketi yaşandı. Bu hayvanların başını sokabileceği, çalıdan, çırpıdan, ağaç dallarından ve tahta parçalarından yapılmış, kendiliğinden ya da insanların yardımıyla oluşmuş yaşam alanları vardı. Buralarda yumurtalarını bırakabiliyor, kuluçkaya yatabiliyor ve çoğalabiliyorlardı. Sayıları da yaklaşık 200-250 civarındaydı. Fakat sel felaketiyle birlikte bu yaşam alanları kayboldu" dedi. "Bizim derdimiz, bunların bir şekilde koruma altına alınması"
Kuşların yaşam alanlarının yeniden oluşturularak türlerin hayatını sürdürebileceği güvenli bir ortam sağlanması gerektiğini dile getiren Öztürk, "Selin üzerinden aylar geçti ve o günden beri sayıları hızla azalmaya başladı. Şu anda sayıları yüzün altında, 70-80 civarında. Bizim derdimiz, bunların bir şekilde koruma altına alınması ve yaşamlarını sürdürebilecekleri bir ortamın sağlanması" ifadelerini kullandı.
Mahalle sakinlerinden Serdar Akın ise Babil Deresi’nin çok sayıda kuş türüne ev sahipliği yaptığını ifade ederek, "Burada kazlar var, ördekler var. Mısır martıları var, ibis dediğimiz kuşlar var. Göç yoluyla gelip hastalanan ya da sakatlanıp burada kalan martılar var. Beyaz ibis diyoruz onlara. Kanada ördekleri var, Amerikan ördekleri var. Çeşit çok bol. Ama yuvalama alanları sel felaketiyle bozuldu. En az 100 tane kaz yavrumuz sele kapılıp gitti" şeklinde konuştu.
Bölgede kuşların yumurtalarının zaman zaman çalındığını ve yuvaların zarar gördüğünü belirten Akın, "Set üzerinde sağlam yuvalar yapılırsa, bunlar muhafaza edilirse ya da yumurtalar toplanıp kuluçkaya yatırılırsa iyi olur. Bir de yaklaşık 20 senedir burada mücadele ediyoruz. Yumurtaları geceleri çaldılar. Karakolluk olduk. Bunların düşmanı çok. Biz de elimizden geldiğince muhafaza etmeye çalışıyoruz" dedi.

