Sarıyer Rumeli Feneri’nde bulunan ve Sultanahmet’teki Dikilitaş’tan (Theodosius Dikilitaşı) daha eski olduğu belirlenen tarihi sütunun çevresini yabani otlar sardı. 2023’ten beri bakım yapılmayan tarihi taş ve seyir terası için vatandaşlar Sarıyer Belediyesi’nden bakım yapılmasını istiyor.
Tarihi yapıya ilişkin bilgi veren İTÜ Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Serkan Angı, "Günümüzde yaklaşık 65 milyon yıl önce, üst kretase döneminde oluşmuş bir volkanik kaya bu çarpışan kayalar. Onun üzerindeki bu Apollon Sunağı ve fırtınada devrilen Pompei Sütunu da bölge için önemli bir kültürel ve jeolojik miras ögesi. Bu kapsamda da korunması gerekiyor. Turizm açısından da çok önemli bir öge. Değerlendirilmesi lazım" dedi.
İstanbul’un Sarıyer ilçesine bağlı Rumeli Feneri Mahallesi’nde bulunan ve yaklaşık 2 bin yıllık geçmişiyle Sultanahmet Meydanı’ndaki Dikilitaş’tan daha eski olduğu belirtilen Pompei Sütunu, bakımsız görüntüsüyle dikkat çekiyor. 2023 yılında yapılan çevre düzenlemesinin ardından bölgede herhangi bir bakım çalışması yapılmadığı öne sürülürken, tarihi sütunun çevresini saran yabani otlar ve bakımsız haldeki seyir terası tepkilere neden oluyor. Rumeli Feneri’ndeki Pompei Sütunu, bölgenin en önemli tarihi mirasları arasında yer alıyor. Tarihi yapının bulunduğu alanda zamanla uzayan yabani otlar, sütunun çevresini kaplarken, seyir terasında da bakım eksikliği tepkilere neden oldu. Yaklaşık 2 bin yıllık geçmişe sahip olduğu değerlendirilen tarihi yapının korunması ve çevresinin düzenli olarak bakımının yapılması gerektiğini ifade eden İTÜ Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Serkan Angı, "En başta bu korunma için başta çevre düzenlemesi yapılmalı. Tanıtılmaları çok önemli. Gelecek nesillere aktarılması için yerel yönetimlerin gerekli şartları sağlaması lazım" dedi. "Pompei Sütunu da bölge için önemli bir kültürel ve jeolojik miras ögesi"
Öğretim Üyesi Dr. Serkan Angı, tarihi taş ile ilgili, "Bulunduğumuz yer İstanbul’un Sarıyer ilçesinin Rumeli Feneri köyü. Bu noktada bulunan çarpışan kayalar ve Pompei sütunu bir kültürel ve jeolojik miras olarak nitelendirilen bir oluşum. Bu bağlamda biz geçtiğimiz yıllarda 2023 yılı sanırım TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin Kültürel Jeoloji ve Jeolojik Miras Komisyonu olarak bir girişimde bulunduk. Bu Çarpışan Kayalar ve Pompei Sütunu’nun bir kültürel ve jeolojik miras açısından önemini vurgulamak ve bir farkındalık oluşturmak amacıyla bu bölgede Çarpışan Kayalar ve Pompei Sütunu hakkında bilgilendirme amacıyla bu bilgilendirme panolarını oluşturduk, Türkçe ve İngilizce olarak. Çarpışan kayalar ve Pompei sütunu aslında İstanbul’un tarihi açısından da çok önemli. Tarihi bilgilere dayanaraktan İstanbul’un en eski dikili taşının Sultanahmet bölgesindeki Mısır Obeliski olarak bilindiği söyleniyor. Ancak burada bulunan Pompei sütununun Sultanahmet’teki dikili taştan daha eski bir tarihe dayandığı. Milattan sonra 2. Yüzyıla dayanıyor. Obelisk ise 4. Yüzyıla yani 390 yılında Roma İmparatorluğu döneminde dikilmiş bir sütün. Dolayısıyla buranın Milattan önce de bir tarihi var. Neden dersek bulunduğumuz bölgede Paganizm, yani çok tanrılı dine inanılan dönemde bir Apollon Tapınağı olduğu söyleniyor. Bu tapınakta da şu anda bulunduğumuz bölgedeki çarpışan kayaların üzerindeki mermer sunak da Apollon Sunağı olarak biliniyor. Pagan yani çok tanrılı dönemde tanrılara adanan kurbanların konulduğu sunak olarak biliniyor. Daha sonra burası İstanbul Boğazı’nın yalancı girişi olarak yani aldatıcı girişi olarak bilinen bir bölge. Gemiler buranın boğaza giriş olduğunu zannedip karaya oturup parçalanıyormuş. Bu nedenle de yalancı boğaz olduğu anlaşılınca bu kazaları önlemek amacıyla da o mevcut Apollo Sunağı’nın üzerine 3 metre yüksekliğinde de mermerden bir sütun dikiyorlar. Bu sütun da 1600’lü yıllarda şiddetli bir fırtınada devrilip suyun içine gömülüyor. Jeolojik öykü açısından da burası aslında eski bir denizaltı volkanizmasının ürünü olan kayalar. Günümüzde yaklaşık 65 milyon yıl önce, üst kretase döneminde oluşmuş bir volkanik kaya bu çarpışan kayalar. Onun üzerindeki bu Apollon Sunağı ve fırtınada devrilen Pompei Sütunu da bölge için önemli bir kültürel ve jeolojik miras ögesi. Bu kapsamda da korunması gerekiyor. Turizm açısından da çok önemli bir öge. Değerlendirilmesi lazım. Gerek ulusal gerek uluslararası açıdan önemli bir kültürel miras" dedi. "Sürdürülebilirliğinin sağlanması, bakımının yapılması turizme kazandırılması oldukça önemli"
2023 yılından beri, tarihi sütun ve seyir terası ile ilgili bir düzenleme olmadığının altını çizen Angı, "Çarpışan kayalar ve Pompei sütununun bulunduğu bilgilendirme levhalarının bulunduğu seyir terası daha önceki Sarıyer Belediyesi yönetimi tarafından 2023 yılında yapılan mevcut yerin güncel yerel yönetimin tarafından sürdürülebilirliğinin sağlanması oldukça önemli, önem arz ediyor. Ayrıca bulunduğumuz bu çarpışan kayalar ve Pompei sütunu üzerinde bulunan Pompei sütünü tabi günümüzde yok fırtınadan dolayı devrildiği için Apollon Sunağı var. Onun etrafının çevre düzenlemesinin yapılması, burada bulunan yaban otları, çalılar gibi şeylerin temizlenip Mümkün hata varsa ışıklandırılarak gece daha farklı bir ambiyans oluşturulması, buradaki çarpışan kayalar ve Pompei üstünlüğünün kültürel miras ve jeolojik miras olarak değerlendirilmesi açısından oldukça önem arz etmekte. Dolayısıyla bunun korunması çok önemli. Gerek bilgilendirme panolarının olduğu seyir terası bildiğim kadarıyla 2023 yılında panoların asılması, korkulukların yapılması ve bankların konulmasından sonra gözlemlediğimiz yeni bir şey yapılmamış. Günümüzdeki yerel yönetimler tarafından sürdürülebilirliğinin sağlanması, bakımının yapılması turizme kazandırılması oldukça önemli. Çünkü bahsettiğimiz çarpışan kayalar ve Pompei sütunu İstanbul’un ve ilçemizin tarihi açısından önemli 2 eser ve korunmaları gerekiyor. En başta bu korunma için başta çevre düzenlemesi yapılmalı. Tanıtılmaları çok önemli. Gelecek nesillere aktarılması için yerel yönetimlerin gerekli şartları sağlaması lazım" diye konuştu.

