Milletvekillerinin İmralı'da Öcalan'la görüşmesinin tutanakları
GALERİNİN DEVAMI
Milli Birlik, Dayanışma ve Kardeşlik Komisyonu üyelerinin 24 Kasım 2025 tarihinde İmralı'da münfesih terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan ile gerçekleştirdiği görüşmenin içeriği iki ay sonra yayınlandı. MHP'den Feti Yıldız, AK Parti'den Hüseyin Yayman ve DEM Parti'den Gülistan Kılıç Koçyiğit'in katıldığı toplantının tutanaklarında, Öcalan’ın yakın siyasi tarih, suikastlar ve devlet içindeki mekanizmalara açıklamaları öne çıktı. Öcalan, Turgut Özal'ın ölümünden Mehmet Ali Birand ile yapılan izinsiz röportaja, kendisine verilen gizemli tabancadan Erbakan’ın gönderdiği mektuplara kadar bilinmeyen birçok detayı paylaştı.
">

















HABER7
Milli Birlik, Dayanışma ve Kardeşlik Komisyonu üyelerinin 24 Kasım 2025 tarihinde İmralı'da münfesih terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan ile gerçekleştirdiği görüşmenin içeriği iki ay sonra yayınlandı. MHP'den Feti Yıldız, AK Parti'den Hüseyin Yayman ve DEM Parti'den Gülistan Kılıç Koçyiğit'in katıldığı toplantının tutanaklarında, Öcalan’ın yakın siyasi tarih, suikastlar ve devlet içindeki mekanizmalara açıklamaları öne çıktı. Öcalan, Turgut Özal'ın ölümünden Mehmet Ali Birand ile yapılan izinsiz röportaja, kendisine verilen gizemli tabancadan Erbakan’ın gönderdiği mektuplara kadar bilinmeyen birçok detayı paylaştı.
DEVLET AKLI BİZİ BULUŞTURDU
Kürt sorununun çözümü noktasında Türk-Kürt ilişkilerinin bin yıllık geçmişine vurgu yapan Öcalan, kendi soy ağacıyla ilgili bir bilgi paylaştı. Ninesinin Türkmen kökenli olduğunu belirten Öcalan, Ankara’da ilk gittiği derneğin Ülkü Ocağı olduğunu ve siyasete orada başladığını hatırlattı.
”Türksüz Kürt, Kürtsüz Türk olmaz” diyen Öcalan, milletvekillerine “Devlet aklının kendilerini İmralı'da buluşturduğunu” ifade etti.
PKK’NIN BAŞINDA TÜRK VAR
Münfesih terör örgütü PKK içindeki etnik yapıya dair konuşan Öcalan, Kandil’deki elebaşı kadrosunun başında Türk kökenli Duran Kalkan’ın bulunduğunu ve örgüt içinde her zaman Türk kökenli bir grubun ağırlığı olduğunu belirtti.

KÜRT DEVLETİ İSRAİL PROJESİ
Öcalan, bölgede kurulmak istenen Kürt devletçiliğini “Post-İsrail” projesi olarak tanımladı. Orta Doğu’daki dengelerin Kürtler üzerinden değiştirilmek istendiğini savunan Öcalan, İsrail’in kendi hegemonyası için Kürt devletçiliğine muhtaç olduğunu söyledi. Öcalan “İsrail için Kürtlerin çok gerekli olduğunu çünkü Orta Doğu’nun dengelerinin bozulmasının Kürt jeopolitiğine bağlı olduğunu, Kürt jeopolitiği olmadan İsrail'in Orta Doğu hegemonyasını gerçekleştiremeyeceğini” dile getirdi.
ÖZAL ZAMANINDA TOYDUM, KAÇIRDIM
Terör sorununun özümü için devletle 1992 yılından bu yana temas halinde olduğunu belirten Öcalan; Turgut Özal, Süleyman Demirel ve Necmettin Erbakan dönemlerine ait gizli kalmış diplomatik trafiği de açıkladı.
8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal dönemindeki barış girişimlerini değerlendiren Öcalan, o dönem kendisine yapılan telkinlerin değerini yıllar sonra anladığını belirterek çarpıcı bir özeleştiri yaptı.
Özal’ın kendisine “Yaptığı her şeyin yanlış olmadığını, şayet silahlı mücadeleye devam ederse bütün çabalarının boşa gideceğini” belirttiğini, kendisinin düşündüğünü ancak geciktiğini, o zaman “toy olduğunu” ifade etti.
ÖZAL’DAN BİRAND’A: YAKTIN BENİ MEHMET ALİ
Yayımlanan görüşme tutanaklarına göre görüşmede en dikkat çekici bölümlerden biri, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölümü ve gazeteci Mehmet Ali Birand ile ilgili kısımdı. Öcalan, 1988 yılında Mehmet Ali Birand’ın kendisiyle “izinsiz” röportaj yaptığını belirterek, bu röportajın ardından Özal’ın Birand’ı arayıp “Ne yaptın Mehmet Ali, beni yaktın” dediğini öne sürdü. Öcalan, “(Özal) Ankara’ya döner dönmez bütün gücüyle bu meselenin çözülmesiyle uğraşacakken, Milliyet gazetesinde yayınlanan bu röportajdan 4 gün sonra suikast girişimi yapıldı. 17 Nisan’da Özal, Özel Kalem Müdürü Kaya Toperi ile bir görüşme yapacakken bir anda öldü. Bu suikast örtbas edildi. Ben onun ölümünden kuşku duyuyorum.” dedi.
Öcalan, çözümün başarılamaması durumunda darbe mekanizmasının devreye girebileceğini, geçmişte Özal'a yapılanların benzerinin bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Gebel Başkanı Devlet Bahçeli'ye yönelebileceği ihtarında bulundu.

ÖCALAN’DAN DEMİREL’E İKİ ULAK: AHMET TÜRK VE SIRRI SAKIK
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in “Kürt realitesini tanıyorum” çıkışının ardından, Ahmet Türk ve Sırrı Sakık’ı yanına gönderdiğini söyleyen Öcalan, Demirel’in “Biz Kürt kimliğini tanıyalım, siz de silahı bırakın” mesajını ilettiğini ancak o dönem bu fırsatı kaçırdığını belirtti.

ERBAKAN’IN MEKTUPLARINI ESED GÖSTERDİ
1997 yılında ise Refah-Yol Hükümeti Başbakanı Necmettin Erbakan’ın girişimi olduğunu ifade eden Öcalan, (dönemin Suriye Devlet Başkanı) Hafız Esad ve (dönemin Suriye Devlet Başkan Yardımcısı) Abdulhalim Haddam’ın kendisini çağırarak Erbakan’dan gelen 3 adet mektubu gösterdiklerini açıkladı. Mektupların içeriğinde “5 senelik muafiyet” ve “siyasi haklardan yoksunluk” gibi konuların yer aldığını belirten Öcalan, hemen arkasından 28 Şubat sürecinin gerçekleştiğini dile getirdi.
MGK OK’LA İLETİŞİME GEÇTİ
Öcalan, Milli Güvenlik Kurulu’nun terör örgütü PKK elebaşılarından Sabri Ok’la temas kurduğunu ve 1997 yılında ismine “toplumla ilişkiler” denildiğini fakat sonrasında sürecin tıkandığını ve dışarıdan müdahale olduğunu düşündüğünü aktardı.
‘MOSSAD’DAN BAŞKA SIĞINACAK YERİN YOK’
Abdullah Öcalan, Türkiye’ye getiriliş sürecine dair daha önce duyulmamış detaylar paylaştı.
Suriye’den çıkış sürecinde İsrail dış istihbarat servisi MOSSAD’ın yoğun takibi olduğunu belirten Öcalan, Atina’da Yunan İstihbarat sorumlusu Stavrakis’in kendisine Oslo dışında hiçbir yere gidemeyeceğini söylediğini aktardı. Moskova, Roma ve tekrar Atina hattında yaşananları anlatan Öcalan, Minsk havaalanında kendisine “vatansız kalabilirsin” denildiğini ifade etti.
Rusya’da kendisine “MOSSAD dışında sığınacak yerin yok” mesajının verildiğini kaydetti.
Öcalan, Avrupa ve Afrika arasındaki kaçış sürecinde uçağının NATO tarafından hiçbir yere indirilmediğini ve "Asıl amacın örgütü tamamen İsrail kontrolüne sokmak için kendisini bir Türk'e öldürtmek" olduğunu iddia etti.
Yakalanarak Türkiye’ye getirildiği Kenya’nın başkenti Nairobi'de yaşananları ise şu sözlerle aktardı:
“Nairobi’de hikaye tamamen onların kontrolünden çıktı. İngiliz ajanı olduğunu düşündüğüm elçi bana bir tabanca verdi. Tek korumamın o olacağını ve yanımda olmasını söylediler. Daha sonra JİTEM bana, ‘O silahı kullansaydın seni kesinlikle orada öldürecektik’ dedi. Bunları Sayın Devlet Bahçeli'yi yakından ilgilendirdiği için anlatıyorum.”

100 BİN SDG’Lİ ALGISI VE İSRAİL İTİRAFI
Suriye PKK’sı ile ilgili sahadaki gerçekliğe hakim olmadığı görülen Öcalan, Suriye ordusunun SDG/YPG’yi süpürme harekatı öncesi yaptığı değerlendirmede SDG’nin en az 100 bin kişilik silahlı güce ulaştığını iddia etti. Fakat son harekatla birlikte bu ifadenin Suriye PKK’sının ürettiği bir algı olduğu, Arap aşiretleri ve firarların ardından yaklaşık 6 bin silahlı YPG’linin kaldığı belirlendi.
Öcalan, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) ABD ve İsrail desteğiyle silahlı güce ulaştığı ifadesi ise dikkat çekti.

AKLI HALA KÖHNE KOMÜNİZM’DE
Öcalan, SDG elebaşı Ferhat Abdi Şahin’in kendisine en yakın kişilerden biri olduğunu söyledi. Suriye için çözüm önerisinin “yerel demokrasi ve komün sistemi” olduğunu belirten Öcalan, hala komünizm üzerinden tezlerini savunmaya devam etmesi dikkat çekti.
Suriye'nin gelecekteki idari yapısında ekonomik model de öneren Öcalan, “yerel yönetimlerin petrol gelirlerinden pay alabileceği sistemin tartışılabileceğini” söyledi.
Suriye PKK’sı 10 yıldır işgal ettiği petrol sahalarını Şam yönetimine devretmemekte direndi ve Suriye ordusunun 13 Ocak’ta başlattığı büyük taarruzla terör örgütünün petrol ve doğalgaz hakimiyeti tamamen son buldu.
10 yıllık plan 10 günde çöp! ‘Türkiye Suriye’de inanılmazı başardı,İsrail hezimeti yaşadı'
ARADIĞIMIZ DEVLET TÜRKİYE’DİR
Kürt sorununun çözümü ve gelecekteki yapıya dair konuşan Öcalan, federalizm veya özerklik iddialarını reddederek tek adres gösterdi. Öcalan, “Sonuç olarak aradıkları devletin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu, net şekilde söylediğini, Kürtlerin bu devletle Orta Doğu’da yer alacaklarını, kendilerini ‘demokratik’ olarak organize edeceklerini, bunun federal özerklikle ilgisi olmadığını” belirtti. Ayrıca, “Türkiye'yi artık kendi devleti olarak gördüğünü” dile getirdi.
KOMİSYON ÜYELERİNDEN NET MESAJ: ÖRGÜT ÇAĞRINA TAM UYMADI
Görüşmede MHP’li Feti Yıldız ve AK Partili Hüseyin Yayman, Öcalan’ın anlatımlarına karşılık somut adımlar atılması gerektiğini vurguladı.
Feti Yıldız, Öcalan’ın silah bırakma çağrısının örgütün bütün bileşenlerini kapsaması gerektiğini belirtti. PKK liderlerinden Sabri Ok'un Türkiye'den çekilirken yanındakilerin silahlı olmasının kamuoyunda infiale neden olduğunu hatırlattı. Yıldız, Suriye PKK’sı SDG’nin başındaki kişinin Öcalan'ın yetiştirdiği biri olduğunun bilindiğini (Ferhat Abdi Şahin) ve Suriye konusunda yeni açıklama yapılması gerektiğini söyledi.
Hüseyin Yayman ise milletin somut pratik adımlar beklediğini, Diyarbakır Anneleri’nin evlatlarına kavuşmak istediğini ve silahların sadece elde değil zihinde de bırakılması gerektiğini vurguladı. Yayman, darbe mekanizmasının kırılması için Öcalan’ın örgüt üzerindeki nüfuzunu kullanarak kesin talimat vermesi gerektiğini belirtti.
Öcalan görüşmenin sonunda, şartlar elverirse teorik ve pratik imkanlarının çözümü gerçekleştirmeye müsait olduğunu, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin çıkışını Cumhuriyet tarihinde ender görülen bir cesaret olarak nitelediğini ve kendisine şükran duyduğunu yineledi.
16 SAYFALIK İMRALI TUTANAKLARININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
