Un ve Ekmek Fiyatlarını Devlet mi belirlemeli?
Toplantıda gündeme gelen önemli sorulardan biri, un ve ekmek fiyatlarının devlet tarafından belirlenip belirlenmemesi gerektiği sorusuna cevap veren Başkan Çakmak bu konuda doğrudan bir fiyat müdahalesine sıcak bakmadıklarını ifade ederek şunları söyledi:
“Devlet her halükârda ‘şu fiyata satın’ demiyor. Ama fiyat yükseldiğinde kamuoyunda ciddi bir baskı oluşuyor. Biz zamcı bir sektör değiliz. Dayanabildiğimiz kadar dayanıyoruz.”
Çakmak, sektörün serbest piyasa içinde faaliyet gösterdiğini ancak kamu hassasiyetinin yüksek olduğu bir alanda üretim yaptıklarını vurguladı.

“TMO Zam Yapmadıkça Un Fiyatına Zam Yapmayacağız”
TUSAF Genel Başkanı Mehmet Mesut Çakmak, un fiyatları konusunda net bir çerçeve çizdi. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) fiyat artırmadığı sürece sektörde zincirleme bir zam beklenmemesi gerektiğini ifade etti.
“Toprak Mahsulleri Ofisi zam yapmadı. Bizim diğer girdilerimiz arttı ama TMO fiyat artırmadığı sürece biz de una zam yapmak istemiyoruz.”
Çakmak, yüzde 27’ye varan maliyet artışına rağmen bunun doğrudan un fiyatlarına yansıtılmadığını söyledi.

Irak Pazarı: 77 Bin Tondan 8 Bin Tona
İhracatta Büyük Dalgalanma: Irak’ta Sert Düşüş, Suriye’de Artış
Çakmak’ın en dikkat çekici açıklamalarından biri Irak pazarındaki dramatik düşüş oldu.
Irak’a yapılan ihracatın aylık 77 bin ton seviyelerinden 8 bin tonlara kadar gerilediğini belirten Çakmak, bu düşüşün temel nedeninin Kuzey Irak ile merkezi hükümet arasındaki uygulama farkları ve geçiş sorunları olduğunu söyledi.
“Kuzey Irak’ın nüfusu 8 milyon civarında. Asıl pazar güneyde. Oraya inemediğiniz zaman esas hacmi kaybediyorsunuz.”
Bölgesel yönetim uygulamaları, kapı geçişleri ve yerel üretimin korunmasına dönük politikaların Türk un ihracatçısını zorladığını ifade etti.

Suriye Pazarı: 18 Bin Tondan 55–65 Bin Tona
Suriye hattında ise ters bir tablo var. Çakmak, 2025 yılında aylık 18 bin ton seviyesinde olan ihracatın 2026’da 55–65 bin ton bandına yükseldiğini açıkladı.
Gaziantep’in Suriye pazarında güçlü bir pozisyona sahip olduğunu belirten Çakmak, ancak altyapı, enerji ve liman kısıtlarının sürdürülebilir ticaret için risk oluşturduğunu söyledi.
“Enerji olmadan üretim olmaz. Lojistik ve liman altyapısı tam oturmadan bu iş sürdürülebilir olmaz.”

Ekmekte “Tam Buğday” Dönemi Başlıyor
Toplantının en önemli sağlık başlıklarından biri tam buğday düzenlemesi oldu.
Şu anda ekmek üretiminde kullanılan kepek oranının yüzde 3–5 civarında olduğunu belirten Çakmak, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yeni bir düzenleme üzerinde çalıştığını açıkladı.
Hedeflenen modelde bu oran yüzde 40’lara kadar çıkarılacak.
“Normalde buğdayın yüzde 20–25’ini kepek olarak ayırıyoruz. Yeni düzenlemede bunun önemli kısmı tekrar una kazandırılacak. Teknik olarak bir sıkıntı yok.”
Çakmak, bu düzenlemenin hem halk sağlığına katkı sağlayacağını hem de sektör açısından işlenmiş değeri artıracağını söyledi.

Rekolte Yağmura Bağlı: 15 Milyon mu 20 Milyon mu?
Buğday rekoltesi konusunda da iki senaryo gündeme geldi. Başkan Çakmak’a göre: Bahar yağışları devam ederse rekolte 20 milyon tona çıkabilir. Yağış yetersiz kalırsa üretim 15–16 milyon ton seviyesinde kalabilir.Rekolte doğrudan TMO politikalarını ve piyasa fiyatlarını etkileyecek.

“Irak pazarı düzelirse 3 milyon tonu geçeriz.”
İhracat Hedefi: 3 Milyon Ton
TUSAF’ın ihracat hedefi 3 milyon ton olarak açıklandı. Çakmak, Irak pazarındaki sorunların çözülmesi halinde bu rakamın aşılabileceğini söyledi

Kapasite Kullanımı Düşüyor
Sektörde kapasite kullanım oranının 40 milyon tonlardan 30 milyon tonlara gerilediğini söyleyen Çakmak, önümüzdeki süreçte 20 milyon ton bandına kadar düşüş riski olduğunu ifade etti.
Birçok fabrikanın kapasitesinin yarısının boş çalıştığını vurguladı.

Biz Zamcı Değil, Dayanmacı Sektörüz”
Toplantının genel çerçevesi, maliyet baskısına rağmen sektörün kontrollü ilerlemeye çalıştığı yönündeydi. Başak Çakmak’ın en net mesajı ise şu oldu:
“Umut olmadan bu süreç yürümez. Dayanabildiğimiz kadar dayanıyoruz. Ama sürdürülebilirlik için ihracatın ve üretimin güçlü kalması şart.”

