Bu kapsamda Gaziantep çevresi, “orta-yüksek düzeyde sismik risk” taşıyan bölgeler arasında gösteriliyor. Uzmanlara göre Gaziantep, Doğu Anadolu Fayı üzerinde doğrudan yer almasa da, fay sistemlerine yakınlığı nedeniyle gerilim transferlerinden etkilenebilecek bir konumda bulunuyor.
Deprem sonrası oluşan “rahatladı” algısının bilimsel karşılığı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Bektaş, özellikle Hatay-Amik hattında artan riskin bölgesel ölçekte çevre illeri de dolaylı olarak etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Bu durum, Gaziantep için yakın zamanda büyük bir depremin kaçınılmaz olduğu anlamına gelmese de, sarsıntı riskinin göz ardı edilmemesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Uzmanlar, Gaziantep’te yapı güvenliği ve kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması gerektiğine işaret ederken, zemin etütlerinin güncellenmesi ve deprem yönetmeliğine uygun yapılaşmanın hayati önemde olduğunu belirtiyor.
Özetle; Gaziantep en yüksek risk grubunda yer almasa da, bölgedeki stres transferi nedeniyle deprem tehlikesinden tamamen uzak değil. Prof. Dr. Osman Bektaş’ın uyarısı net: “Büyük depremler stresi bitirmez, adres değiştirir.”


