Hızlı nüfus artışı, ekonomik baskılar, yoğun trafik, geçim sıkıntısı, deprem sonrası oluşan psikolojik etkiler ve sosyal yaşamın giderek daha stresli hale gelmesi kentte görünmeyen bir gerginlik oluşturuyor. Vatandaşların günlük yaşamda daha tahammülsüz, daha kaygılı ve daha sabırsız hale geldiği yönündeki değerlendirmeler dikkat çekiyor.
Özellikle son yıllarda yaşanan ekonomik dalgalanmalar nedeniyle esnaf maliyet hesabı yaparken, gençler gelecek kaygısı taşıyor. Aileler ise artan yaşam giderleri karşısında psikolojik baskı altında kalıyor. Kent yaşamının hızlanması ve sosyal medya etkisi de bu ruh halini daha görünür hale getiriyor.
Deprem sonrası süreçte yaşanan travmaların da şehir psikolojisini etkilediği ifade edilirken, uzmanlar toplumsal stresin bireysel davranışlara da yansıdığına dikkat çekiyor. Trafikte yaşanan gerginlikler, günlük tartışmalar ve artan tahammülsüzlük bunun en somut örnekleri arasında gösteriliyor.
Ancak tüm bu tabloya rağmen Gaziantep’in güçlü bir toplumsal dirence sahip olduğuna vurgu yapılıyor. Tarih boyunca savaş, göç, ekonomik kriz ve doğal afetlerle mücadele eden kent, her defasında yeniden ayağa kalkmayı başardı.
Kentte yaşayan birçok vatandaş ise artık sadece ekonomik büyüme değil, daha huzurlu ve daha yaşanabilir bir şehir istediklerini dile getiriyor. Gaziantep’in bugün en çok ihtiyaç duyduğu şeyin ise biraz sakinlik, nefes ve toplumsal huzur olduğu yorumları yapılıyor.

