Sosyal medya fenomenlerinin ve "yaşam koçu" adı altında sağlık tavsiyesi veren yetkisiz kişilerin, tıp ilmini ticaret aracı haline getirerek halk sağlığını uçurumun kenarına taşıdığına dikkat çekildi. HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, ekranlarda ilaç önerenlerden, ruhsatsız güzellik merkezlerinde işlem yapanlara kadar genişleyen bu alanı eleştirerek, "Tıp oyuncak edilebilecek bir meslek değil; edilirse halkın sağlığı oyuncak olur" uyarısında bulundu.
Sosyal medyada yayılan sahte doktorlar, ürün pazarlayan fenomenler ve hiçbir tıbbi geçerliliği bulunmayan kaçak tedavi yöntemleri, halk sağlığını doğrudan tehdit eden bir sağlık kaosuna dönüştü. Lisanslı hekimlerin yıllar süren eğitimiyle edindikleri teşhis ve tedavi yetkisinin, tıbbi altyapısı olmayan fenomenler ve yetkisiz kişilerce gasp edilmeye çalışıldığına dikkati çeken HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, vatandaşları uyardı. "Hekimin tanınmış haklarını kullanmak isteyen kesimler var"
Sağlık sektöründeki maddi cazibenin, ehliyetsiz kişileri ve farklı oluşumları bu alana çektiğini ifade eden Uzm. Dr. Kurban, "Mesela öğretmenlerle ilgili bir yapay zeka çalışması ne ölçüde var? Neredeyse yok. Peki başka bir meslekle ilgili, örneğin eczacılıkla ilgili var mı? Avukatlıkla ilgili var mı? Yok. Dikkat edin yok. Neden tıpla ilgili bu kadar çok var? Neden yapay zeka tıpta kullanılmaya çalışılıyor çünkü tıptaki büyük ranttan ötürü. Hekimin tanınmış haklarını kullanmak isteyen kesimler var. Bunlar da bilerek bu işi yapmıyorlar, keşke bilseler ama bilerek yapmıyorlar" dedi. "Bu yerler insana ne kadar müdahil olabilirler"
Güzellik merkezleri adı altında yetkisiz ama sağlığı doğrudan etkileyebilen işlemler yapan işletmelere de tepki gösteren Kurban, "Çok basitçe, merdiven altı olarak tabir edilebilecek yerlerde, bazen çok da lüks yerlerde güzellik merkezleri var. Bu yerler insana ne kadar müdahil olabilirler? Haklarını ve hadlerini bilmeden bunu yapabiliyorlar. Araştırdığınız zaman şunu da göreceksiniz, çok sayıda insana ait işlem ruhsatsız ellerde yapılıyor. Ama neden buna göz yumuluyor? Bunu da sormak istiyorum" diye konuştu. "Tıp oyuncak edilebilecek bir meslek değil"
Hekimlik mesleğinin zorluğuna ve tıp eğitiminin ağırlığına vurgu yapan Uzm. Dr. Kurban, hekimlerin sadece mesleki haklarını talep ettiğini belirterek şunları söyledi:
"Peki hekimler ne istiyor? Hekimler, haklarından başka bir şey istemiyor. Hekimler dağları taşları istemiyorlar. Tıp eğitimi standart bir lisans programına göre yaklaşık 3,2 kat daha fazla ders saatine sahip. Bakın dikkat edin süre olarak 1,5 kat olması gerekirken 3,2 kat ders saatine sahip. Bu da tıp eğitiminin sadece uzun değil aynı zamanda yoğun bir eğitim olduğunu da gösteriyor. Bu veri tam tespit edilmiş, bizim yaptığımız bilimsel bir çalışmadır. Biz bunu HEKİMSEN ilk kurulduğunda araştırdık. Bir üniversitede ders saatlerini karşılaştırdık. Buna hocalar bile şaşırdı. Dikkat edin 3,2 kat. Yine zorluk derecesini karşılaştırdığınız zaman da tıp fakültesini bitirmek hiç kolay değil. O fakülteyi kazanmak, o bilgiyi edinmek, mezun olmak çok zordur. İlk 50 bine girenlerin bitirdikleri fakültelerden sonra hastanelerde nasıl zorluk çektiklerini görüyoruz, biliyoruz. Tıp oyuncak edilebilecek bir meslek değil, edilirse halkın sağlığı oyuncak olur." Zayıflama ilaçlarına dikkat: "Bazen karaciğer yetmezliği gelişiyor"
Tıp dışı meslek gruplarının hastalara ilaç veya fitoterapi tavsiyesinde bulunmasının geri dönülmez sağlık sorunlarına yol açtığını da belirten Kurban, "Tıp sadece bir ustalık değil, tıp bir zanaattir ama bu zanaatın kökeninde çok büyük ve önemli binlerce yıllık bir bilgi birikimi var. Modern tıpla da bu bilgi bazı açılardan zirveye çıkmıştır. İşte bu durumu bilmek gerekir. Örneğin bazı eczacı arkadaşlarımız rahat rahat ilaç tavsiyesi verebiliyor. Fitoterapik bir şey de olabilir, tavsiye ediyor. Tanı koymadan tedavi verilemez. Tıp dışı meslek sahipleri tanı koyma bilgi ve yetkisine sahip değildir. Eczacı arkadaşlarım beni lütfen yanlış anlamasınlar. Hepsine saygım ve sevgim sonsuz ama bu konu ile ilgili bir yetki aşımı olduğunu da ifade etmem gerekir. Mesela zayıflamak için bazı ürünler kullanıyorlar. Bakıyoruz, vatandaşımızın karaciğer enzimleri bozulmuş, kullanılan ürün nedeniyle Fulminan hepatite dönüşmüş, geri dönülmez hasarlar oluşmuş. Hatta bazen karaciğer yetmezliği gelişiyor" diye konuştu. "Yarım doktor candan, yarım imam dinden edermiş"
Kurban, bu konuda HEKİMSEN’e çok fazla şikayet geldiğini de aktararak, "Bu ilaçlar yüzünden böbrek yetmezliğine girenler var veya çok ağır hasarla kurtulanlar var. Karaciğerle ilgili ciddi sorunlar yaşayanlar var ama dikkat ederseniz çok ilginçtir, bunu önerenlere bir şey olmuyor. Ben vatandaşlarımızı uyarmak istiyorum. Yarım doktor candan, yarım imam dinden edermiş" ifadesini kullandı.

