Türkiye gazetesinden Yılmaz bilgen'in haberine göre Dünya kamuoyunun ilk defa gazetemizden öğrendiği İsrail’in Fırat Nehri’ne inme hayali olan “Davut Koridoru” projesi, Suriye ordusunun son hamlesiyle çöktü. Siyonist rejim, Golan’dan başlayıp Dera-Kuneytra-Tenef-Humus üzerinden Deyrizor-Rakka ve Haseke’ye inme hesapları yaparken, Şam yönetimi bu planı boşa çıkardı. Artık o şeritte Suriye ordusu egemen.
Suriye’de YPG tahribatı görüntülendi: Köprüleri yıkarak kaçtılar!
Suriye direnişinin efsane isimlerinden General Abdulcebbar Ageydi “Deyrizor, Rakka ve Haseke’de kurulan tuzağın bozulması İsrail’in Fırat’a inme hesaplarını sona erdirdi. Bu olay sadece Suriye ve bölge açısından değil; İslam dünyası ve insanlık adına da tarihî bir hadisedir” dedi. Emekli generallerden Esat Aslan “İsrail’in 1980 yılında başlattığı sinsi plan 10 günde çöp oldu. Türkiye burada asli oyun bozucu faktör” yorumunda bulundu. Konunun bir diğer uzman ismi Abdullah Manaz ise “Siyonist cephe şokta. Netanyahu’yu en stratejik müttefikleri PKK-YPG’yi hançerlemekle ve Türkiye’nin planına yenilmekle suçluyorlar” dedi.
45 YILLIK SİYONİST PLAN
Bir dönem Suriye askerî ataşesi olarak da görev yapan emekli General Prof. Dr. Esat Aslan “Davut Koridoru dünya siyonistleri için büyük önem taşıyan bir projeydi. Tam 45 yıldır bunun için çalışıyorlar. Gazze’yi, Lübnan’ı, Filistin’i bunun için yakıp yıkıyorlar. Bu uğurda yüz milyarlarca dolar harcadılar. DEAŞ, YPG-SDG, El Hicri, BAAS ve tüm terör aparatları bu amaçla kuruldu ya da finanse edilip kullanıldı. Tam 45 yıldır yapılan plan 10 saatte çöktü. DEAŞ dâhil birçok stüdyo üretimi piyon Türkiye’nin bölge ve dünya ölçeğinde yürüttüğü çok boyutlu stratejiyle etkisizleştirildi. Bu süreç aslında Fırat Kalkanı ile başladı ve çok büyük badireler atlatıldı. Ankara merkezli siyaset ve diplomasi ile DEAŞ, İran güdümlü terör grupları, Esad, Körfez etkisi, Batı ekseni ve PKK-SDG tehdidi bertaraf edildi. Hem Türk sınırlarının güvenliği sağlandı hem de Suriye’nin üniter yapısı korundu. Elbette bu noktada İsrail de çark ettirildi. Bu operasyonlar döneminde eldeki kuvvet yapısını kaybetme korkusu yaşadı ve sadece izlemek zorunda kaldı. PKK-SDG siyonistlerin en büyük kozuydu, arkalarında duramadılar. Türkiye’nin başlattığı süreç ve bölgesel rolü İsrail’in fiilî angajmanını engelledi. Şimdi ellerinde sadece el-Hicri kaldı. Nusayriler, Dürziler ve SDG İsrail planının sacayaklarıydı. Son günlerde izlediğimiz şey özünde Davut Koridoru’nun çöküş anatomisiydi denilebilir” şeklinde görüş belirtti.
FELAKETİN KIYISINDAN DÖNÜLDÜ
Davut Koridoru’nu “bitmek bilmez bölünme ve kanlı iç savaşlar” olarak nitelendiren Araştırmacı Abdullah Manaz “Biz aslında hem siyonizme hem de küresel egemenlere karşı büyük bir zafer kazandık. Türkiye tüm sürecin bazen görünür bazen de görünmez öznesi oldu. İsrail açısından ayrılıkçı Kürtler, Nusayriler ve Dürziler kanlı emeline ulaşmakta birer maşaydı. Sonuna kadar da seçtikleri yöntem ve piyonlarda ısrar ettiler. Ancak Türk devlet aklı barış ve istikrar odaklı stratejisiyle oyunu bozdu. İsrail, PKK ve türevlerine devlet vadetti ve kendi arzımevuda inen koridoru Kürt Koridoru olarak gösterdi. Golan-Haseke-Fırat şeridine son darbe vuruldu ve siyonist iştaha set çekildi.
İsrail bu tablo sebebiyle şokta. Siyonistler Netanyahu’yu en büyük ideallerine ihanet etmek ve PKK-SDG’yi yalnız bırakarak en stratejik ortaklarını hançerlemekle suçluyorlar. Aynı şekilde Suveyda ayrılıkçıları; El Hicri de paniğe kapıldı. İsrail’e kaçma hazırlığı yapıyor. Diğer yandan ayrılıkçı Nusayrilerin de umudu İsrail ve bu anlı koridordu. Şimdi onların da beklentisi sıfırlandı” dedi.
BÖLGE ÖLÇEĞİNDE OKUNMAMALI
Suriye direnişinde büyük rolü olan komutanlardan General Abdulcebbar Ageydi “Yaşananları bölge ölçeğinde okumak hata olur. Siyonist rejimin, Golan’dan başlayıp Dera-Kuneytra-Tenef-Humus üzerinden Deyrizor-Rakka ve Haseke’ye inme hesapları yapıyordu. Şam yönetimi bu planı boşa çıkardı. Artık o şeritte Suriye ordusu egemen. Başı Tel Aviv-Golan ucu Deyrizor, Rakka ve Haseke olan tuzak son sivil kalkışma ve ordu harekâtıyla bozuldu. İsrail’in Fırat’a inme hesapları da altüst oldu. Bu olay sadece Suriye ve bölge açısından değil; İslam dünyası ve insanlık adına da tarihî bir hadisedir” dedi.
Öte yandan ABD’nin Haseke-Deyrizor ve Rakka’daki üslerini harekât öncesi boşaltmasına paralel Irak el-Esed askerî merkezini de terk ettiği görüldü. ABD’nin, Irak’ın kuzeyinden de çekileceğini açıklaması Türkiye’nin bölge denkleminde belirleyici gücünü daha da pekiştiren gelişme olarak yorumlanıyor.

