Türkiye’nin demokrasi kronolojisinde "İlk Kadın Muhtar" dendiğinde tüm oklar 26 Ekim 1933 tarihini ve Aydın’ın Çine ilçesinde seçilen Gül Esin’i gösterir. Ancak Midyat’ın tozlu arşivlerinden çıkan bir gazete kupürü, bu bilginin sadece "resmi" bir vitrin olduğunu kanıtlayarak ezberleri bozuyor. Aydın'da kadınlar ilk kez sandığa gitme hakkını yeni kazanırken; Mardin’in sarp coğrafyasında, köylerini 20 yıldır birer "hükümet" gibi yöneten dört kadın vardı: Meryem, Fatma, Hatice ve Piruze.
Akşam Gazetesi'nin Tarihi İtirazı: "Biz Burada 20 Yıldır Mühür Basıyoruz!"
1930'lu yılların ortasında İstanbul basını, Gül Esin’in başarısını "Türk Kadınının Büyük Zaferi" olarak manşetlere taşırken, Akşam Gazetesi’nin Midyat muhabiri bu "modernleşme" anlatısına sarsıcı bir telgrafla karşılık verdi. Muhabir, İstanbul'daki editörlerine gönderdiği haberde, "Gazeteler 'İlk kadın muhtar' diye yazarken yanılıyorlar. Bizim Mardin’in köylerinde kadınlar muhtarlık hakkını yasadan değil, halkın saygısından almışlar!" diyerek tarihin akışını değiştirecek o isimleri fotoğraflarıyla birlikte yayımladı.
Dört Köy, Dört Kadın, Dört Ayrı Destan
Küpürde yer alan ve liyakatleriyle erkek egemen yapıyı yerle bir eden bu isimler, sadece birer yönetici değil, aynı zamanda Mezopotamya’nın çok kültürlü yapısının birer "denge unsuru"ydu:
Ayınortlu (Gümüşyuva) Meryem: Haberin yapıldığı tarihte tam 20 yıllık muhtar olduğu belirtiliyor. Bu, Meryem Hanım'ın görevine 1914-1915 yıllarında başladığını gösterir. Birinci Dünya Savaşı'nın en karanlık günlerinde, erkeklerin cephede olduğu bir dönemde köyün dümende olması, onun cesaretinin en büyük vesikasıdır.
Keferallaplı (Kayapınar) Fatma: Cumhuriyet’in ilanıyla (1923) birlikte mühür sahibi olan Fatma Hanım, tarımsal idare ve mülkiyet yönetimi gibi çetin işlerde 10 yılı aşkın süre mutlak otorite kurmuştur.
Soranlı (İncirli) Hatice: "Büyük muvaffakiyet" notuyla paylaşılan Hatice Hanım, bölgedeki aşiret hiyerarşisinde devletin resmi yüzü olmayı başarmış diplomatik bir dehadır.
Divanlı (Dibek) Piruze: Bagok Dağı’nın sarp yamaçlarında, güvenliğin en büyük mesele olduğu bir çağda 10 yıl boyunca asayişi mühürle değil, iradesiyle sağlamıştır.
Tarihsel Analiz: Resmi Hak mı, Fiili Durum mu?
Bu noktada çok önemli bir ayrım ortaya çıkmaktadır:
Resmi Kayıtlara göre Türkiye'de kadınlara muhtar seçilme hakkı 26 Ekim 1933 tarihinde kabul edilen 2349 sayılı kanunla verilmiştir. Bu nedenle, 1933 yılında seçilen Gül Esin, modern Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre "seçilmiş ilk kadın muhtar" olarak devlet arşivlerine geçmiştir.
Küpürdeki Bilgiye göre küpür, bu kanundan çok daha önce (haber metnine göre 10-20 yıldır) Mardin'in köylerinde kadınların fiilen muhtarlık yaptığını iddia etmektedir. Bu durum, bölgedeki aşiret yapısı, aile geleneği veya yerel otorite boşlukları nedeniyle kadınların (genellikle eşleri veya babaları öldükten sonra) "emaneten" veya "geleneksel onay" ile bu görevi sürdürdüklerini göstermektedir.
Neden Tarih Kitaplarında Yazmıyorlar?
Resmi tarih yazımı genellikle "yasaların çıktığı anı" başlangıç kabul eder. Gül Esin, 2349 sayılı kanun çıktıktan sonra sandığa gidip mazbatasını aldığı için "ilk seçilmiş kadın muhtar" kabul edilir.
Etnik Kökenlerin Barışık Mührü
Bu dört muhtarın en dikkat çekici özelliği, Mardin’in kozmopolit yapısını temsil etmeleridir. Irksal kökenleri farklı olsa da ortak bir "Mardinlilik" ve "kadın liderliği" paydasında buluşmuşlardır:
Meryem (Süryani): Kadim Mezopotamya inanç birliğinin sembolü.
Fatma (Arap/Mhallami): Tarımsal otorite ve toprak yönetiminin temsilcisi.
Hatice ve Piruze (Kürt): Aşiret içi barışın ve yerel diplomasinin öncüleri.
Neden "Gül Esin" Değil de "Mardinli Dörtler"?
Araştırmamız sonucunda karşımıza çıkan gerçek, "Resmi Tarih" ile "Halkın Tarihi" arasındaki ince çizgidir:
Gül Esin (Resmi İlk): 1933 yasasıyla sandığa gidip, devletten resmi mazbata alan ilk kişidir. O, hukuk devletinin ve merkeziyetçi modernleşmenin simgesidir.
Mardinli Dörtler (Fiili İlk): Onlar yasayı beklememişlerdir. Köylünün rızası ve yerel makamların fiili onayıyla görev yapan bu kadınlar, halkın vicdanından süzülen doğal demokrasinin temsilcileridir.
"Resmi" ve "Fiili" Ayrımı
Araştırmalar, haberler arasındaki bu çelişkinin temel nedenini şu şekilde açıklar:
Resmi Haberler: 26 Ekim 1933'teki kanundan sonra sandığa gidip kazananları esas alır (Gül Esin gibi).
Yerel/Fiili Haberler: Sizin görselinizdeki gibi, yasadan önce de halkın rızasıyla köyü yöneten kadınları öne çıkarır.
O "MÜHÜRLÜ İRADENİN" 21. YÜZYILDAKİ DEVAMI
Türkiye'de kadın hakları ve siyasete katılım, sadece bir "Batılılaşma" hamlesi değil, Anadolu'nun ve Mezopotamya'nın genetiğinde var olan bir gerçekliktir. Mardinli kadınlar, resmi tarihin yazdığından çok daha önce mühür basmış, vergi toplamış ve toplumsal barışı yönetmişlerdir.
Bugün Mardin’de Nebahat Durmaz gibi güçlü kadın muhtarların seçilmesi bir tesadüf değil; Meryem, Fatma, Hatice ve Piruze’den miras kalan o "mühürlü iradenin" 21. yüzyıldaki devamıdır.
Tarih belki sadece kazananları yazar ama arşivler hakikati saklar. Mardinli dört muhtar, Türk demokrasi tarihinin "sessiz ama en gür" sesleridir. Onların mühürleri hala Mezopotamya’nın vicdanında basılı durmaktadır.
Kaynak:Sonsaat gazetesi
Kaynak: mardinsoz.com

