Beşar Esad döneminde ortaya atılan “Dört Deniz Planı”, bu kez ABD’nin desteğiyle yeniden tartışılıyor. Projenin merkezinde ise Türkiye ve Suriye bulunuyor.
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Almanya ve İngiltere ziyaretleri, bu gelişmelerle aynı döneme denk geldi. Şara, Almanya’da düzenlenen iş forumunda ülkesini enerji yatırımları için cazip bir merkez olarak tanıtırken, İngiltere’de Başbakan Keir Starmer ile enerji güvenliği konularını görüştü.
Ziyaretlerin, Hürmüz Boğazı ve Babülmendep Boğazı’nda yaşanan krizlerle aynı döneme denk gelmesi, alternatif enerji koridoru arayışlarını hızlandırdı.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack da yaptığı açıklamada, Türkiye ve Suriye’yi bu yeni enerji hattının merkezine yerleştirdi. Barrack, Esad döneminde ortaya atılan “Dört Deniz Projesi”ni hatırlatarak, Basra Körfezi, Hazar Denizi, Akdeniz ve Karadeniz’i birbirine bağlayacak bir sistemin yeniden değerlendirildiğini açıkladı.
Projenin en kritik ayağını ise boru hatları oluşturuyor. Geçmişte Katar-Türkiye hattı ile İran-Irak-Suriye hattı arasında yaşanan rekabet, bölgedeki gerilimin önemli unsurlarından biri olarak öne çıkmıştı. Esad yönetimi, 2011 yılında Katar yerine İran hattını tercih etmişti. Bu süreç, Suriye İç Savaşı öncesindeki jeopolitik kırılmalardan biri olarak değerlendiriliyor.
Yeni dönemde ise dengelerin değiştiği görülüyor. Daha önce projede etkili olan Rusya’nın yerini, bu kez ABD’nin almaya hazırlandığı ifade ediliyor. Washington yönetimi, Avrupa’nın Rus enerji kaynaklarına bağımlılığını azaltmak ve alternatif bir hat oluşturmak istiyor.
Uzmanlara göre bu gelişmeler Türkiye’yi kritik bir konuma taşıyor. Doğu ile Batı arasında doğal bir köprü olan Türkiye, enerji geçişinde merkez ülke olma potansiyelini güçlendiriyor.
Tüm bu adımlar, enerji üzerinden şekillenen yeni bir küresel düzenin habercisi olarak yorumlanıyor.

