Öğrendiğimiz kadarıyla, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, ya Temmuz’un son haftasında ya da Ağustos’un ilk haftasında Kıbrıs sorununa çözüm bulmak için Kıbrıs ağzıyla söyleyecek olursak “bir hisse daha” yapacak; Güneydoğu Anadolu ağzıyla da kendi görev süresi açısından “ya herrü ya merrü” diyecek.BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Maria Ángela Holguín Cuéllar, önceki gün adaya geldi. Liderlerle ayrı ayrı görüşecek. Zemin ve ortam oluşursa bir üçlü görüşme de sıkıştırılabilir ancak şu an için programda böyle bir başlık yok. Daha sonra Atina ve Ankara turu yapacak, ardından da yeniden adaya dönecek.Öğrendiğime göre Guterres, yeni bir süreç başlatmak konusunda ciddi şekilde kolları sıvamış durumda. Temmuz ayının son haftasında gerçekleşmesi muhtemel 5+1 zirvesi için dört bir koldan çalışmalar yürütülüyor.Türk tarafı ise bu konuda önemli bir pozisyon almış durumda. “Bir kez daha mezar temizlemek, karşılıklı komiteler kurmak ya da kapılar konusunda iyi niyet temennileri üretmek için yapılacak bir 5+1 toplantısında yer almayız” görüşü hâkim. Koca Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’ı ara bölgede kurulacak bir solar enerji tarlasından üretilecek elektriğin nasıl paylaşılacağını konuşmak için masaya çağırmanın pek anlamlı olmadığını düşünüyor.Holguín, Güney Kıbrıs’taki AB Dönem Başkanlığı hazırlıkları ve parlamento seçimleri nedeniyle son dönemde adaya fazla gelemedi. Bir anlamda tozun toprağın oturmasını bekledi; şimdi yeniden sahaya indi.Yine öğrendiğim kadarıyla, Erhürman’ın “boşuna beşli konferans istemiyoruz” yaklaşımında BM de önemli ölçüde hemfikir. Bu nedenle Holguín’in Kıbrıs, Atina ve Ankara temaslarında, Cenevre’de yapılması muhtemel zirvede Guterres’in taraflara sunmayı düşündüğü menünün ön izlemesini paylaşması bekleniyor.O nedenle, o tarihlerde Cenevre’ye ya da daha düşük bir ihtimalle New York’a bir zirve için uçak biletleri alınırsa, kimse “mezar temizleme anlaşması için gidiyorlar” demesin.Yine güvenilir kaynaklardan elde ettiğim bilgilere göre Erhürman’ın dört maddelik metodoloji yaklaşımı artık uluslararası çevrelerde de makul bulunuyor. En azından bu konuda ona “saçmalamayın. Hayal görüyorsunuz” diyenlarin sayısı çok azaldı. Buna karşılık, statükoya geri dönmemekten neyi kastettiğini, bir başka ifadeyle ne istediğini soranlar çoğaldı. Bir diğer dikkat çekici unsur ise değişen dünya konjonktürünün AB’nin Kıbrıs ayarlarını değiştirmesi. Avrupa Birliği’nin son bir yıl içerisinde Kıbrıs sorununa ayırdığı ilgi ve enerjinin belirgin biçimde arttığını görüyoruz. Elbette Brüksel’de “çözülmezse mahvolduk” havası yok. Von der Leyen de her basın toplantısında “Kıbrıs da Kıbrıs” demiyor. Ancak AB, enerji ve güvenlik başlıkları çerçevesinde Kıbrıs’ın bir sorun mu yoksa bir fırsat mı olduğunu daha yakından incelemeye başlamış durumda olduğunu gelen bilgiler arasında. Bundan sonraki süreci bir örnekle özetlemek gerekirse:Restoran sahibi Bay Guterres, potansiyel müşterilerinin neyi yiyip neyi yemeyeceğini artık öğrendiğini düşünüyor. Bu nedenle Şef Holguín’i hazırladığı menüleri son kez test etmesi için sahaya gönderdi. Bu gezi, son bir “Aranızda aniden vegan olmaya karar veren var mı, ya da bu arada gut hastalığına yakalanan?” kontrol turu gibi.Ardından herkes Cenevre’deki restorana oturacak.Yemek beğenilirse Aralık ayına kadar uzanabilecek hızlı bir süreç başlayacak.Beğenilmezse, Bay Guterres restoranın camına “Devren Satılık” yazısını asıp gidecek.