Türkiye gazetesinden Yılmaz bilgen'in haberine göre YILDIRIMHAN, Arap dünyası açısından daha fazla İsrail üzerinden okunurken Türkiye dışındaki Türk devlet ve topluluklarında Yıldırım Beyazıd Han ve Niğbolu Zaferi vurgusu yapıldı. Orta Doğu bazında YILDIRIMHAN için İsrail’in aklını başına getiren Türk silahı yorumları yapılırken bunun tüm Müslümanlar için de gurur vesilesi olduğu görüşü hakimdi. Yine Arap medyasında Türkiye, nükleer niteliği olmayan ancak eşit etkiye sahip silah üretti yorumlarının yapıldığı görüldü.
HEPİMİZİN GURURU
Doç. Dr. Bağışbek Rayımbek Uulu (Kırgızistan Kamu Yönetim Akademisi, Uluslararası İlişkiler Bölümü): “Özellikle insansız hava araçları, hava savunma sistemleri, elektronik harp teknolojileri ve milli savaş platformları Türkiye’nin savunma alanında dışa bağımlılığı azaltma çabası stratejik açıdan önemli bir başarıdır. Bu gelişmeler sadece askeri başarı değil, aynı zamanda bilim, teknoloji, mühendislik ve milli insan kaynağının geliştiğini göstermektedir. Özellikle yerli üretim kapasitesinin artması Türk dünyası açısından da gurur vericidir. Türk Devletleri Teşkilatı açısından ortak güvenlik anlayışının gelişmesi, askeri-teknik işbirliğinin güçlenmesi ve bölgesel istikrarın korunması bakımından Türkiye’nin tecrübeleri önemli katkılar sağlayabilir. Ayrıca savunma alanındaki yakınlaşma Türk dünyasının stratejik dayanışmasını artırabilir. Türkiye’deki savunma sanayi ürünleri dünyadaki güç dengelerini belirli ölçüde değiştirebilir. Çünkü daha önce yalnızca büyük güçlerin hakim olduğu alanda Türkiye yeni ve güçlü bir aktör olarak ortaya çıktı."
ÇOK GURURLANDIK
Doç. Dr. Feruza Djumaniyazova (Özbekistan Bilimler Akademisi, Şarkiyat Araştırmaları Enstitüsü): “Bu açıdan SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı, iki ülke şirketleri ve kurumları arasında yeni projelerin geliştirilmesi için çok önemli bir platform olacaktır. SAHA 2026’da sergilenen, bilhassa YILDIRIMHAN gibi savunma sanayi ürünleri, Türkiye’nin bu alanda geldiği gelişim seviyesini göstermesi bakımından bizi çok heyecanlandırdı ve mutlu etti. Türkiye’nin savunma sanayiindeki teknolojik ilerlemesini yakından takip ediyor ve Özbekistan ile iş birliğini daha da derinleştirilmesini ümit ediyorum.”
TÜRKİYE SANAYİ VE GÜVENLİK ORTAĞI
Dr. Şıngıs Begimtay (Kazakistan Millî Akademi Kütüphanesi uzmanı, araştırmacı, yazar): “Kazakistan’dan Türkiye’nin savunma sanayi alanındaki gelişmelerini yakından takip ediyoruz. Bayraktar İHA’ları, ANKA sistemleri, elektronik savaş teknolojileri, radarlar ve zırhlı araçlar yalnız Türk dünyasında değil, uluslararası alanda da dikkat çekiyor. Türk savunma sanayiinin kısa sürede büyük ilerleme kaydetmesi Türk dünyası açısından gurur verici bir gelişme. Bu faaliyetler bizlere de örnek oluyor ve Türk devletlerine ilham veriyor. Herbir ülkenin barış içinde yaşayabilmesi için savunma gücüne, güçlü orduya sahip olması gerekir. Bu durum Türk Devletleri Teşkilatı üyeleri için de geçerlidir. Türkiye’nin savunma sanayiindeki yükselişi, küresel savunma pazarında yeni bir alternatif oluşturuyor. Daha uygun maliyetli ama etkili teknolojiler geliştirmesi birçok ülkenin dikkatini çekiyor. Bilhasssa orta ölçekli ülkeler için Türkiye artık önemli bir teknoloji ve güvenlik ortağı haline geliyor.”
Prof. Dr. Cengiz Buyar (Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Tarih Bölümü): "Füzenin stratejik niteliği kadar verilen isim de konsepti bütünleyen bir boyut. Zira Osmanlı Sultanı Beyazıt Han, Niğbolu’da Haçlılara karşı kazandığı benzersiz zaferle bilinen bir Padişah. Düşmanlarına karşı uyguladığı kendisine has yıldırım taktiği sebebiyle Yıldırım Beyazıt ünvanı alan Sultan Beyazıt’ın isminin bu füzeye verilmesi kesinlikle ince düşünülmüş bir mesajdır.
Diğer yandan SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı, yalnızca Türkiye’nin savunma sanayiindeki teknolojik kapasitesini sergileyen bir organizasyon değil, aynı zamanda Türk dünyası ülkeleri arasında stratejik iş birliğini güçlendirebilecek önemli bir platform olarak değerlendirilebilir. Bilhassa Karabağ savaşı sonrasında Türkiye’nin savunma, havacılık, uzay ve insansız sistemler alanında elde ettiği başarılar Özbekistan, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkmenistan gibi ülkelerde büyük ilgi ve alakayla takip edilmektedir. Bununla birlikte savunma sanayi alanındaki gelişmelerin Türk devletlerinde daha geniş bir şekilde tanıtımının yapılması da önem arz etmektedir. Son dönemlerdeki riskler, ani gelişmeler, yeni güvenlik anlayışı ihtiyaçları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve teknolojik dönüşüm süreci Türk devletlerini savunma alanında birbirine daha fazla yakınlaştırmaktadır.
Bugün Türk dünyasında savunma iş birliği yalnızca askeri ekipman tedarikiyle sınırlı görülmemelidir. Eğitim programları, ortak tatbikatlar, teknik uzman değişimi, mühendislik projeleri ve savunma sanayi üretiminde ortak girişimler giderek daha önemli hale gelmektedir. Bu alanda da bir entegrasyon modeli oluşturulmalıdır. SAHA 2026 gibi fuarlar devlet kurumları, özel sektör temsilcileri ve savunma sanayii şirketleri arasında doğrudan temas kurulmasını sağlayacak, ilişkileri hızlandıracak önemli bir platform haline gelmiştir. Uluslararası ilişkiler alanında Davos ne ise bu gidişle savunma sanayi alanındada SAHA da aynı konuma gelecektir.
Günümüzde ülkeler için güvenlik tehditleri artık sadece geleneksel askeri risklerden oluşmamaktadır. Siber güvenlik, sınır güvenliği, terörle mücadele ve insansız sistemler gibi alanlarda oluşan yeni risk şekilleri birlikte hareket etmeyi zorunlu kılmaktadır. Türkiye’nin bu alanlarda edindiği operasyonel deneyim, Türk dünyası ülkeleri için önemli bir işbirliği alanını teşkil etmektedir. Türkiye, savunma sanayi ve buna bağlı alanlarda kaydettiği gelişmelerle dünyada ki savaş ve savunma stratejilerinin adeta yeniden kurgulanmasını zorunlu kılmaktadır."
HEM DOSTA HEM DÜŞMANA VERİLEN EN NET MESAJ
Salim Amiş (Libya eski büyükelçisi): “Türk savunma sanayiindeki gelişim, milli kapasiteye dayalı bağımsız bir stratejik iradeyi yansıttığı için İslam dünyasında bir gurur kaynağı haline gelmiştir. 'YILDIRIMHAN' füzesinin tanıtılması dosta ve düşmana net bir mesaj vermektedir. Günümüz dünyası yalnızca kendi güvenliğini ve çıkarlarını koruyabilen güçlü devletlere saygı duymaktadır. Bu başarı, teknolojiye yatırım yaparak ülkeyi dışa bağımlılıktan kurtarıp küresel dengeleri belirleyen bir konuma taşıyan Türk liderliğinin vizyonunun taçlanmasıdır. Bu sadece askeri bir gelişme değil, aynı zamanda gelişmiş caydırıcılık kapasitesiyle ulusal egemenliğin pekiştirilmesidir. Bölgesel ve küresel çapta saygı uyandıran bu gücü inşa ettikleri için Türkiye'yi, liderliğini ve halkını tebrik ediyorum.”
BÖLGENİN ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİRECEK
Dr. Cemal Mustafa Abdullah el-Sultan (Irak Ulusal Kurtuluş ve Değişim Topluluğu Başkanı): "Türkiye'nin bölgenin ve İslam ülkelerinin güvenliğini tehdit eden her türlü unsura karşı bölgenin çehresini yeniden şekillendiren güçlü bir caydırıcı silah üretiminde attığı bu dev adımı gönülden tebrik ediyorum"