Suça sürüklenen çocuklar sorunu, Gaziantep başta olmak üzere Türkiye’nin en önemli toplumsal problemlerinden biri olarak Meclis gündemindeki yerini koruyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu’nda psikoloji, psikiyatri ve güvenlik alanında uzman akademisyenler dinlendi. Komisyonda yapılan sunumlar, sorunun geldiği vahim boyutu gözler önüne serdi.
Komisyon, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut başkanlığında toplandı. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Oğuz Polat, aile içi şiddetin çocukları evden kopardığını ve sokağa ittiğini belirterek, sokakta kalan çocukların kaçınılmaz olarak suç ortamlarıyla karşılaştığını vurguladı.
“Bir çocuk sokakta kalırsa gidebileceği iki yer vardır: Ya yaşıtlarıyla kurulan suç grupları ya da organize suç çeteleri” diyen Polat, hiçbir çocuğun tek başına sokakta hayatta kalma şansı olmadığını ifade etti. Toplumda şiddetin artmasının çocuklar üzerindeki olumsuz etkisine dikkat çeken Polat, kısa vadede cezanın caydırıcılığına, uzun vadede ise suçun temel nedenlerinin ortadan kaldırılmasına odaklanılması gerektiğini söyledi. Bireysel silahlanmanın artmasının da çocukları suça sürükleyen önemli etkenlerden biri olduğunu dile getirdi.
Yeşilay Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammed Tayyib Kadak ise okul devamsızlığına ve okul sonrası denetimsizliğe dikkat çekti. Kadak, okuldan kopan çocukların suç çeteleriyle tanıştığını, bunun da cezaevine uzanan bir süreci beraberinde getirdiğini belirterek, “Bu çocuklar zamanla etiketleniyor, vasıflı işlere erişemiyor ve yoksulluk ile fırsat eşitsizliği içinde kalıyor” dedi.
Polis Akademisi Başkanlığı Öğretim Üyesi Dr. Esra Çetinöz de bazı çocukların suçun içinde doğduğunu, bazılarının ise suça itildiğini belirterek süreci “ailede başlayan, okulda derinleşen ve sokakta tamamlanan bir koruma zafiyeti zinciri” olarak tanımladı. Siber zorbalık, yasa dışı bahis ve oyun platformları üzerinden çeteleşmenin de yeni nesil tehditler arasında yer aldığını söyledi.
Çetinöz, suçu önlemenin cezalandırmaktan çok daha düşük maliyetli olduğuna dikkat çekerek çarpıcı bir değerlendirmede bulundu:
“Kaynaklarımızın büyük bir kısmını çocuklara ayırırsak, 10 yıl içinde genel suç oranını yüzde 50 düşürebiliriz. Bu, toplumun huzuru ve devletin geleceği açısından son derece kritik.”
Uzmanların ortak görüşü ise net: Gaziantep’te ve Türkiye genelinde suça sürüklenen çocuklar meselesi, yalnızca adli değil; sosyal, ekonomik ve psikolojik boyutlarıyla ele alınması gereken bir kanayan yara. Aksi halde kaybedilen her çocuk, büyüyen bir toplumsal sorun olarak geri dönüyor.