Gümüşhane’nin tarihi Santa Harabeleri, GÜDAK’ın düzenlediği "Kayıp Santa Yolu" yürüyüşünde 62 doğaseveri ağırladı. Tarihi taş köprüler, zifin çiçekleri ve yemyeşil ormanlar eşliğinde gerçekleşen 15 kilometrelik parkur katılımcılara unutulmaz bir deneyim sundu.
Çevresindeki yemyeşil ormanları, huzur dolu yürüyüş yolları ve mistik yapısıyla ziyaretçilerine doğanın kalbinde dingin anlar yaşatan Santa Harabelerinde geçmişin izlerini süren bir yolculuk yapan 62 GÜDAK üyesi doğasever, ormanların derinliklerinde taş döşeli patikalar ve köprülerle doğa ve tarihin bir araya geldiği bir deneyim yaşadı.
Gümüşhane’nin merkeze bağlı Dumanlı Köyü sınırları içerisinde yer alan ve adeta zamanın durduğu tarihi Santa Harabeleri, görsel şölen sunan bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.
Gümüşhane Dağcılık, Doğa Sporları Gençlik ve Spor Kulübü Derneği (GÜDAK) organizasyonunda "Kayıp Santa Yolu" olarak bilinen tarihi rotada gerçekleşen yürüyüşte, 62 katılımcı Santa’nın eşsiz doğasını keşfetti.
Aralarında Gümüşhane Vali Yardımcısı Muhammed Deniz Kılınç’ın da bulunduğu heyet, doğanın ve tarihin iç içe geçtiği yaklaşık 15 kilometrelik parkurda yürüdü.
Sarı, beyaz ve mor orman güllerinin yamaçlarını sarıp sarmaladığı bölgede binbir renkli çiçeklerin, kuş seslerinin ve mistik atmosferin iç içe geçtiği yürüyüşte doğaseverler çiçek kokularının içinden doğanın kalbinde tarihin izlerini sürdü ve bölgenin güzelliklerine hayran kaldı.
Mistik ormanların derinliklerinde, taş döşeli tarihi patikalarda ilerleyen doğaseverler, adeta bir açık hava müzesini andıran çok sayıda tarihi yapı ve köprüyle karşılaştı, Santa Harabeleri’nin büyüleyici atmosferinde unutulmaz bir yürüyüş yaptı.
Araçla bölgeye ulaşan sporcular, İşhanlı Mahallesinden yürüyüşe başladı. Taşla döşeli tarihi patikalardan ve göğe uzanan ağaçlarla dolu ormanlık alanın içinden geçerek Ayene Mevkiindeki tarihi köprüye ulaşan katılımcılar buradan dik bir çıkışla Gofi Yaylasına ulaştı.
Doğaseverler yine tarihi patika yolu takip ederek orman güllerinin arasından Cirip yaylasına ve oradan da tarihi köprüleri aşarak Binatlı Mahallesi’ne ulaşıp yürüyüşü sonlandırdı.
Tarihi taş köprülerin, gürül gürül akan derelerin ve tarihi patika yolların eşlik ettiği yürüyüşte, katılımcılar tarihin ve doğanın kucaklaşmasına tanıklık etti. "Betonlaşmadan Turizme Kazandırılmalı"
Yürüyüşe katılan akademisyen Aleyna Gün, parkurun tarihi ve kültürel önemine değinerek şu ifadeleri kullandı: "Çok güzel zifin çiçekleri vardı; sarılı, morlu yolumuzu süslediler. Çok güzel bir doğası var, muhteşem kokular eşliğinde ormanlık alanlardan geçtik. Gövdeleri uzun, çok güzel ağaçlar vardı. Onlarla muhteşem bir manzara bize eşlik etti. Hem doğanın hem de kültürün birleştiği bir rota burası. Mutlaka doğaseverlerin, kültürü ve tarihi sevenlerin yürümesini tavsiye ettiğim bir rota diyebilirim. Benim mesleki alanımla da alakalı olduğu için buraların turizme mutlaka kazandırılması gereken bölgeler olduğunu düşünüyorum. Fakat betonlaşmadan kazandırılması gerektiğini de vurgulamak istiyorum. Çünkü buralar zaten doğasıyla ön plana çıkan yerler. Dolayısıyla Limni gibi, Santa gibi doğal güzellikleri ön planda olan yerlerin yine özel ilgi turizmi kapsamında değerlendirilmesini ve betonlaşmadan, doğasını koruyarak turizme kazandırılmasını tavsiye ediyorum." "Hangi birini çekeceğimi bilemedim"
Yürüyüş boyunca binbir renkli çiçekler ve eşsiz manzara nedeniyle telefonunu elinden bırakamayarak sürekli fotoğraf çektiğini kaydeden Gün, "Çünkü renk renk çiçekler var, çok güzel manzaralar var. Hangi birini çekeceğimi bilemedim. Hepsinden bir anı kalsın istedim. Taş köprüler vardı; öncelikle zaten taş köprüden geçtik, ondan sonra yürüyüşümüzü bir taş köprü daha taçlandırdı. Altından sular akıyordu serin serin; önünden geçtik, fotoğraflar çekildik. Bir sürü anımız oldu. Hem tarihiyle hem de doğasıyla muhteşem, kesinlikle görülmesi, deneyimlenmesi gereken bir rota" diye konuştu. "Tek Kelimeyle Muhteşem"
GÜDAK organizasyonuyla üçüncü kez doğa yürüyüşüne katılan Orhan Koca ise zengin floraya dikkat çekerek duygularını şu sözlerle paylaştı: "Tek kelimeyle muhteşem bir bölge burası. Temiz hava, doğa, oksijen. GÜDAK’ı uzun zamandır takip ediyorum. Bu katıldığım üçüncü gezisi, geç kaldım diye düşünüyorum. Emeği geçen bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum. İlimizin gerçekten çok güzel veli nimetleri bunlar. Mümkün olduğu kadar değerlendirmeye çalışıyoruz, herkesi de davet ediyoruz. İlk defa parkuru yürüyorum. Çok güzeldi, şansımıza yağış olmadı. Hava biraz serin ama tatlı bir serinliği var. Gerçekten güzel bir geziydi. Dağ çileklerini gördük, çam ormanlık alanlar, temiz hava, oksijen, zifin çiçekleri ve orman güllerini gördük. Tarla gibi, çok güzel ve zengin bir florası var."